Bir "Kaz" Hikayesi Ve 15 Temmuz...

Bir "Kaz" Hikayesi Ve 15 Temmuz...

Öküzün önünde, Eşeğin arkasında, ahmağın hiçbir tarafında bulunma!

Editor: Süperadmin
10 Ağustos 2017 - 21:59

Gazzâlî’den muhteşem tespit:
“-Ahmakın sorusuna verilecek tek cevap sükûttur. Her musibetin çaresi var, ahmaklığın yoktur. Ahmaktan uzak kaçınız.”
Ahmakın ahmaklığı kadar insanın elini kolunu bağlayan bir şey yok. 
Onun ahmaklığı, görünmez bir ışın gibi sizi adeta felç bırakır, her türlü tepkinizi önler. 
Ona kızmaya bile mecal bulamazsınız. 
Çünkü hem kasıtlı değildir, hem de size vurduğu darbenin farkında değil.
Bazen en kindar, en gaddar, en zalim düşmanınız bile sizi ahmak bir yakınınız kadar çaresiz bırakamaz.
Uzun boynu, paytak yürüyüşü ile bir kaz düşünün. 
Bazen o perdeli, geniş ayağıyla civcivinin üstüne basar ya? Zavallı yavru çırpındıkça anne kaz telaşlanır, kanat çırpar; ama bir türlü ayağını kaldırmayı akıl edemez. 
“Kaz kafalı” deyimi boşuna değildir. 
O durumda biri görüp de yardım ederse eder¸yoksa anne kaz, çaresizce yavrusunu ezmekten kurtulamaz.
İşte ahmak da böyle. En büyük zararı, darbesi yakınlarınadır ve o, bir kaz kadar iyi niyetlidir.

Diyor ki:
“-Ortaokuldan beri elimden tuttular, beni sınavlara hazırladılar, bazen önceden soruları getirip kopya verdiler… İş buldular, önemli makamlara gelmemi sağladılar… Beni evlendirdiler, yuvamı kurdular… Her şeyimi onlara borçluyum… Nasıl vefasızlık yapabilir, nasıl ihanet edebilirim?”
Ne yazık ki memleket, işte böylesi kazlarla dolu.
15 Temmuz’da bütün bir milletin ve koca bir vatanın burun buruna geldiği felaket ve helaket (yok olma riski) onun umurunda değildir ve aklı fikri, kendisinin ne kadar “borçlandırılmış” olduğundadır.
Koca Hz. Mûsâ’nın (AS) şöyle dediğini hayal edebilir misiniz-bin kere hâşâ!-:
“-Beni bebekken Nil’den çıkardı ve sarayında büyüttü. Şimdi Fir’avun’a nasıl karşı çıkayım?”
...
Anlatılır ki Haçlı seferlerinin birinde Selçuklulara ait bir kale kuşatılmış, teslim olmaya zorlanıyorlar. 
Kaledeki Müslümanların kaç kişi olduğu, erzaklarının ve silahlarının ne kadar olduğu, ne kadar dayanabilecekleri… gibi hayati bilgiler, ne yazık ki kaleden biri tarafından Haçlılara bildirilmiş durumda. 
Derken, merkezden yardım geliyor ve kale kurtuluyor. 
Araştırıyorlar, casusu buluyorlar: Kalenin çobanıymış meğer.
Hesaba çekiyorlar:
“-Bize ait bilgileri niçin kâfire verdin?”
Çoban, saç baş yoldurtan bir tavırla diyor ki:
“-Dağlarda koyun otlatırken bir gün Haçlı subaylarına rastladım. Avdan dönmüş, yemek yiyorlardı. Bana av eti, kebap ikram ettiler. Bu iyiliklerinin altında kalamazdım…”
İşte ahmak budur ve sizi kahkahayla ağlamak ile hıçkırıkla gülmek arasında bırakmakta korkunç bir maharete sahiptir. 

ÖMER DEMİRBAĞ

Bu haber 3353 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Feyzü'l Furkân mobil uygulaması anroid sürümü güncellendi!
Feyzü'l Furkân mobil uygulaması anroid sürümü güncellendi!
F-35 uçak üretiminde Türk firmalarının payı
F-35 uçak üretiminde Türk firmalarının payı