Ermeni Meselesi Üzerine…

Ermeni Meselesi Üzerine…

Yaklaşık bin yıllık bir geçmişe sahip olan Türk-Ermeni ilişkileri, Oğuz’un Kınık boyundan olan Selçukoğulları (Selçuklular) ve Oğuz’un Kayı boyundan olan Osmanoğulları (Osmanlılar) döneminde gayet güzeldi.

Editor: Süperadmin
26 Nisan 2021 - 23:18

Türk sultan ve hükümdarların Ermenilere gösterdikleri engin hoşgörü sayesinde din, dil ve kültürlerini rahatça yaşamışlar ve zaman içerisinde hem nüfus hem de nüfuzlarının artmasını sağlamıştır.

Türklerin sahip olduğu coğrafyada dışlanma değil, daha çok himayeye mazhar olan Ermenilerin, Yüce Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesine çıkmasından itibaren daha fazla himaye görmeye başladıkları tarihi veriler bize açıkça göstermektedir. Azınlık hukuku diye bir kavramın olmadığı 15. yüzyılda, Anadolu ile beraber İstanbul’un da kendileri için vatan haline getirilmesi ve Patriklik makamı ihdas edilmek suretiyle en üst düzeyde dinî temsil gücüne kavuşmaları, Ermenilerin, mazhar oldukları himayenin genişliğini net bir şekilde ortaya koyar. Türklerin bu engin hoşgörüsü sadece yöneticiler tarafından değil, çokluk içinde birlikte yaşama tecrübesine sahip Türk toplumu tarafından da en somut haliyle ispatlanmıştır. Bu çokluk içinde birlikte yaşama sanatı, “Ermeni Meselesi”ne kadar sürmüştür.

Batı’da çıkan milliyetçilik cereyanı ve bu cereyana bağlı olarak Osmanlı Devleti’nde meydana gelen kopmalar, devletin eski güç ve kudretini kaybetmesinin yanı sıra emperyalist güçlerin istilacı emelleri, bazı Ermenilerin bağımsızlık düşüncesine kapılmasına yol açmıştır. Osmanlı’yı parçalamak için dış güçlerin (Rusya, İngiltere, Fransa, Almanya, Amerika’nın) emperyalist oyunlarına gelen Ermeniler, Rus Çarı I.Nikola tarafından kendilerine vaadedilen “muhtariyet” ve ilk defa ortaya atılan “Ermenistan” hayalini gerçekleştirmek için başvurdukları ihtilâlci yöntemlerle hem kendi huzurlarını bozmuşlar, hem de Osmanlı Devleti için ciddi bir güvenlik problemi oluşturmuşlardır. Ermenisiz bir coğrafyada Ermeni devleti kurmanın mümkün olmayacağını görme basiretinden de yoksun olmaları yüzünden ne yazık ki emperyal güçlerin maşası haline gelmek suretiyle mensubu oldukları devlete karşı itaatsiz, iltifat gördükleri topluma karşı da vefasızlık örnekleri sergilemişlerdir.

***

Osmanlı Devleti içinde ilk ‘Ermeni Meselesi’nin zuhuru üzerinden 144 yıl, bu meselenin halledilmiş gibi göründüğü zamanın üzerinden 106 yıl gibi bir süre geçtikten sonra; ABD Devlet Başkanı Joe Biden’in, 1915 tehcir hadisesini dünya kamuoyuna “Ermeni soykırımı” şeklinde ifade etmesi, ceddimiz Osmanlı’ya yapılan büyük bir iftira ve biz torunlarına yönelik en büyük hakarettir. Bu mesnetsiz siyasî açıklamayı kınıyor ve tel’in ediyoruz. Türklerin tarihinde asla “soykırım” yoktur. Hele Yüce Osmanlı Devleti’nde ise hiç olmamıştır. Bunun yanı sıra, tarihî gerçekleri ve olayları dünya kamuoyuna objektif bir şekilde ve vesikalarıyla birlikte anlatmakla mükellef olduğumuzun da bilincinde hareket etmeliyiz. ABD Devlet Başkanı Biden’in açıklaması siyasî olup, Türkiye’den bir türlü elde edemediği konularda hükümeti köşeye sıkıştırıp tavizler koparabilmek amacındadır. Bu talihsiz açıklama, Dağlık Karabağ’da büyük bir yenilgi alan Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın deyimiyle “Tüm Ermeniler için çok önemli bir gün” ve/veya Ermeni diasporasının ağzına çalınmış bir parmak bal da olsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu açıklamaya aynıyla veya misliyle cevap vermelidir. Türkiye’nin tezi çeşitli yollarla dünya kamuoyuna daha etkili biçimde ve daha değişik yöntemlerle duyurulmalıdır. Ve usanmadan, bıkmadan, yorulmadan büyük bir sabırla gerçekler dünya efkâr-ı umumiyesine anlatılmaya devam edilmelidir. Bize düşen görev ise, haklı olduğumuz bu konuda vatandaşları, gençleri bilgili ve şuurlu kılacak şekilde aydınlatmaktır.

***

ABD başkanı, açıklamasını 93 Harbi olarak bilinen 24 Nisan 1877’de başlayan Osmanlı-Rus Savaşı’nın yıldönümünde yapmıştır. Yâni Bu savaş sırasında ve sonrasında Osmanlı bünyesinde bulunan (birleşen) milletler bu savaştan etkilenmişlerdi. Osmanlı yönetimi altındaki topraklarda yaşayan Ortodoks Hıristiyanlar, yüzyıllar boyunca, dinlerinin gereklerini özgürce yerine getirme hakkına sahiptiler. Ermeni Cemaati’nin kendi aralarındaki mezhep mücadeleleri 130 yıl kadar devam ettikten sonra 1830’da, Fransa’nın arabulucuğu ile Osmanlı Devleti, Katolik Ermenileri de ayrı bir cemaat olarak tanımıştır. Bu kuruluşu kendileri için emsal alan Amerika misyonerleri, Protestanlığı Ermeniler arasına yayma teşebbüsüne başlamışlardır. Fakir Ermeni çocukları için parasız yatılı okullar, gece dershaneleri ve ibadethaneler açmış; Ermenice’ye tercüme edilmiş Protestan İnciler’i dağıtmışlardır. Ve nihayet İngiltere’nin de yardım ve himayesi ile 1847’de, İstanbul’da Protestan Ermeni Kilisesi’ni resmen teşekkül ettirmeğe muvaffak olmuşlardır. İşte bu zamana kadar tek cemaat, tek görüş ve tek bir mezhep olarak Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşayan Ermeniler arasına, bundan sonra, çeşitli Hıristiyan mezhepleri, tarikatları ve değişik görüşler girmeye başlamıştır. Zaten Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde bulunan Ermeniler arasındaki huzursuzluklar, bu tarihlerden sonra başlamıştır. 1862’de Ermeni Nizamnamesi çıkarılmış, Doğu ve Batı’daki devletler, Osmanlı Devleti içindeki Hıristiyanları koruma yarışına girmiş ve 1856 Paris Antlaşmasına “hiçbir Osmanlı tabası dinî sebeplerle takibata maruz kalamaz” gibi anlamı geniş bir madde koydurmuşlardır.

***

Rusya da açılan kapıdan girerek ‘aslan payı’nı almak için siyasi manevralar yapmakta ve Ermeniler için “Otonomi-Muhtariyet” istemektedir. 1862’lerde başlayan kıpırdanmalar, 1877-78 Türk-Rus Savaşından sonra aktif olarak sahneye çıkmış ve 1. Dünya Savaşında son şeklini almıştır. Bu son ayaklanmaların Rusya’nın tahrik ve teşvikleriyle olduğu ve bu meseleyi Rusya’nın “Demoklesin Kılıcı” gibi Türk başı üzerinde tutarak bazı tavizler koparmaya çalıştığı, belgelerle ortaya konulmuştur. 1877-1878 yıllarında yaşanmış olan olayların Balkan Yarımadası ve Osmanlı Devleti’nin Etno-demografik yapısı üzerinde geniş çaplı etkileri oldu. Çoğunluğu Türklerden oluşan, yaklaşık 250.000 ila 300.000 Müslüman, öldürüldü ve sayıları 1,5 milyonu bulan insan, Osmanlı’nın elinde kalan topraklara sığınmaya zorlandı.

1876 Bulgar ayaklanmasını örnek alan ayrılıkçı Ermeniler ile ihtilâlci Hınçak ve Taşnak cemiyetleri, büyük devletler nezdinde Ermeni meselesini gündemde tutmak ve onların müdahalelerini temin için, ayaklanmalar düzenlediler, isyanlar, suikastler ve baskınlar gerçekleştirdiler. Birinci Dünya Savaşında başta Rusya olmak üzere Osmanlı İmparatorluğu’nun düşmanları olan İtilaf Devletleri ile işbirliği yaptılar. Rusya, İngiltere, Fransa Ermenileri himaye eder göründüler, onları Osmanlı Devletine karşı kışkırttılar, kendi çıkarları için Ermenileri kullandılar.

Ermeni Mezalimi

Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girdiği ve Ruslarla ölüm kalım savaşına tutuştuğu bir sırada Ermenilerin bir kısmı, Ruslarla işbirliği yaparak, Osmanlı Devletine karşı savaşmışlardır. Ermeni mezalimin yapıldığı yıllar 1915-1916 yıllarıdır. Ermeni çetelerinin saldırıları sonucu Doğu Anadolu Bölgesi’nde Van, Bitlis, Siirt, Muş, Erzurum, Erzincan ve Kars gibi vilayetlerimizde Müslümanları yok etmek amacıyla yağma ve katliamlara girişmişler akla hayale gelmeyecek her türlü vahşet ve soykırımı gerçekleştirmişlerdir. Ermenilerin öldürdükleri Müslümanların sayısı yarım milyondan fazladır.

Bununla kalmayan Ermeni çeteleri, 1973 yılından itibaren yurt dışında Türk diplomatlarına suikastler düzenleyerek alçakça şehit etmişlerdir. Diplomatlara ve 1982’de Ankara Esenboğa Havaalanında genel olarak halka karşı Asala örgütü tarafından girişilen sûikastlar, basit bir “terör” hadisesi veya “Ermeni dâvâsı” olarak görülmeyip ‘Devlet’in birliğine ve bütünlüğüne yönelik bir hâl alınca; Asala’nın bitirilmesi için devlet, konuyu “güvenlik” sorunu olarak ele alarak hâl çaresine bakmıştır.

Faydalanılan Kaynaklar:

-1915’e Hapsedilen Tarih: Ermeni Meselesi, Kombassan Vakfı, Konya-Ekim 2016

-Kemal H. Karpat, Osmanlı Nüfusu (1830-1914): Demografik ve Sosyal özellikleri, 1985

- Dr. Abdurrahman Küçük, Ermeni Meselesi Üzerine Bir Araştırma, Milli Eğitim ve Kültür Dergisi, Eylül-1982

Mustafa Balkan

Bu haber 199 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Hamas, İsrail'in başkenti Tel Aviv'e 130 roket attı
Hamas, İsrail'in başkenti Tel Aviv'e 130 roket attı
Araplar Osmanlı'yı Sırtından Vurdu Söyleminin Şifreleri
Araplar Osmanlı'yı Sırtından Vurdu Söyleminin Şifreleri