İslam Spora Nasıl Bakıyor

İslam Spora Nasıl Bakıyor

Sevgili Peygamberimiz (S.A.V) döneminde futbol var mı idi? O dönemde turnuva düzenlenmiş mi idi? Detaylar haberimizde

Editor: Süperadmin
11 Mayıs 2021 - 02:31

Mekkeliler, FUTBOL "kurrek" denilen bir tür ayak topu oynarlardı.

Büyük kalabalıklar bu sporu seyretmeye gelirlerdi. Bu kurrek oyununu oynamak için Mekke'nin her semtinde sahalar bulunurdu (Hamidullah, İslam Peygamberi, 11/844; Fakihî, s. 9-10'dan). Medine'de de kurrek oynanırdı (Hamidullah, İslam Peygamberi, 11/1075; Suheylî, 11/304).

Kaynaklarda bu oyunun şekli ve yöntemiyle ilgili ayrıntılı malumat olmadığı gibi Hz. Peygamber'in bu oyunu yasakladığına dair bir bilgiye de sahip değiliz (Akyüz, Bütün Yönleriyle Asr-ı Saadet'te İslam, 111/508–509)

Hz. Peygamber zamanında yapılan bazı sporlar gençlerin beden sağlığı için hazırlamaya yöneliktir. Hz. Peygamber, çocuklara ata binme, ok atma ve yüzmenin öğretilmesini ister.

Güreş, Asr-ı saadette meşru ve yaygın olan sporlardan biridir.

Rukane adlı sırtı yere gelmeyen pehlivan, Mekke'de bu spor dalında isim yapmıştı.

Maide Suresinin 2. ayetindeki izne bağlı olarak Asr-ı saadette avcılık da yapılmıştır. Sahabe avcılığın bütün ayrıntılarını Hz. Peygamberden öğrenmiştir. İhramlıyken avlanmak yasaktır. (Maide, 5/1) Nitekim Hudeybiye Seferi sırasında Ten'im mevkiinde askerlerin çevresini av kuşları ve vahşi hayvanlar sarmasına rağmen bunların avlanmaması şiardı. (Zebidi, Tecrid-i Sarih, XII/3–4)

İslam’dan önceki Cahiliye dönemi Mekke'sinde at yarışları için bir saha bulunuyordu (Hamidullah, İslam Peygamberi, 11/844). Hz. Peygamber, “Ok atma, at ve deve yarışı dışında ödül caiz değildir” (Tirmizi, “Cihad”, 22; Nesaî, “Bey”,14) buyurarak, bu tür sporları teşvik etmiştir.

Asr-ı saadette yapılan sporlardan biri de koşuculuktu.

Hz. Peygamber Seleme b. Ekva ile Ensar'dan birine, Medine’ye kadar koşu yarışı yapma izni vermişti. Bir sefer esnasında, hanımı Hz. Aişe (r.anha)’yle geride kalan Rasûlullah (sav), onunla koşu yapmış ve bu yarışı Hz. Aişe kazanmıştı. Birkaç yıl sonra yeniden yapılan başka bir koşuyu ise Hz. Peygamber kazanmış ve Hz. Aişe (r.anha)’ye “Bu birincilik, önceki birinciliğin rövanşıydı” demiştir (Ebu Davud, “Cihad” 61; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI/264; Hamidullah, İslam Peygamberi, 11/1016). Hz. Ali'nin de iyi bir koşucu olduğu nakledilir. (Akyüz, Bütün Yönleriyle Asr-ı Saadet'te İslam, 111/508)

Hz. Peygamber'in “Çocuklarınıza ok atmayı, ata binmeyi ve yüzmeyi öğretiniz” (Tayalisi, Sünen, 2096)

Deve Yarışları: Arabistan'da bol olan develer de birbiriyle yarıştırılmıştır. Hz. Peygamber'in Abda adlı devesi katıldığı bütün yarışları kazanırdı. Bir yarışta genç bir deve üzerinde gelen bir bedevi, yarışta Abda'yı geçti. Sahabiler buna çok üzüldüler. Hz. Peygamber “Yükselen her dünyevi nesnenin düşmesi, ilahı hikmet gereğidir” buyurarak üzülenleri yatıştırdı (Buhari, “Cihad” 56/59

Habeşistanlıların Mescid-i Nebevi'de yaptıkları mızrak oyunları kadın-erkek pek çok kimse tarafından da seyredilirdi. Hz. Ömer (ra) bir defasında bunu engellemek istemiş, Rasûlullah (sav) ona “Bırak oynasınlar” demiştir. Hz. Aişe (r.anha)’ye bizzat Hz. Peygamber, bu mızrak oyununu seyretmeyi teklif etmiş, onu ridasıyla örterek, mescitte icra edilen oyunu beraberce Hz. Aişe usanıncaya kadar seyretmişlerdir. Rasûlullah (sav) “Haydi Habeşliler! Gösterin kendinizi” diyerek, onları teşvik etmiş (Buhari, “Salat” 69, “İdeyn” 25; Müslim, “İdeyn” 17, 221) ayrıca “Eğlenceye düşkün genç kızların durumunu takdir edin, anlayış gösterin” buyurmuştur (Kettanl, et-Teratibut-İdariyye, s. 144). Hadisler bu ve benzeri oyunları, mescidlerde dahi oynamanın, kadınlarla birlikte seyretmenin caiz olduğu, genç kız ve kadınları fazla sıkmamak, baskı altında tutmamak, meşru eğlence isteklerini anlayışla karşılamak gerektiğini göstermektedir. Bir bayram günü milli oyunlarını icra eden bir Habeşli kadını gören Hz. Peygamber, Hz. Aişe (r.anha)’yi seyretmeye çağırmıştır (Aynı, Umdetu'l-kari, 111/358). Bu cevazın düğün, bayram gibi günlere mahsus bulunduğu anlaşılmaktadır. Gösteriyi yapanın tesettüre riayet etmesi, seyredenin şehvet duymaktan emin bulunması da şarttır (Akyüz, Bütün Yönleriyle Asr-ı Saadet'te İslam, 111/506–507

“Eğlenin ve oynayın; çünkü ben dininizde ağırlık ve baskı görmekten hoşlanmıyorum”

(Kettanı, et-Teratibu'l- ldariyye,11/157)

Buna göre, günümüzde yaygın olan futbol, basketbol, tenis, bilardo gibi spor ve oyunları mubah saymamak için hiçbir delil yoktur.

Namazı ve ibadeti ihmal etmemek, oyunları kumara alet etmemek, oynayanların ya da izleyenlerin dillerini kötü sözlerden sakınması, rakip oyunculara insani ve ahlaki ölçüler içinde davranışta bulunmak, icra edenlerin dinimizde belirtilen giyim-kuşam ölçülerine riayet etmesi esastır.

Hz. Peygamber, bir gün içlerinde hangisinin daha kuvvetli olduğunu bilebilmek için, büyük bir taşı yerden kaldırmaya çalışan bir yığın insanın yanından geçmiş ve bu yarışlarda hiçbir kötü yan bulmamıştı (Hamidullah, İslam Peygamberi, 1/1075–1076; İbnu'l-Kayyım el-Cevziyye, el-Furûsiyye, s. 5).

Hz. Peygamber, şöyle buyurmuştur: "Çocuklarınıza ok atmayı, ata binmeyi ve yüzmeyi öğretiniz," (Tayalisi, Sünen, 2096). Bu hadis, yüzücülüğün mubah olduğuna ve çocuklara öğretilmesinin de tavsiye edildiği- ne delalet eder.

Sonuç itibariyle sporun ciddi faydaları ve bazen zararlarının yanında, yapan ve seyredenler için eğlendirici yanları da vardır. Asr-ı saadette gerek savunma gerekse daha güçlü ve sağlıklı olma amacıyla o günün şartlarında çeşitli spor dallarıyla uğraşmıştır. Meşruiyet sınırları içinde olduğu sürece bu tür spor dallarıyla uğraşılması mubahtır.

Haber: İbrahim Memiş

Bu haber 418 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Armut piş ağzıma düş! Sapı da yukarıda olsun!
Armut piş ağzıma düş! Sapı da yukarıda olsun!
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Diyanet Bayram Gazetesi’nin yayın hayatına başladığını duyurdu
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Diyanet Bayram Gazetesi’nin...