Şâfii mezhebinde sehiv (yanılma) secdesi

Şâfii mezhebinde sehiv (yanılma) secdesi

Sehiv secdesi yapmak, namazda yapılması emredilen bir fiilin terk edilmesi ya da yasaklanan bir fiilin yapılması halinde sünnettir.

Editor: Süperadmin
27 Aralık 2019 - 15:33

Sehiv secdesi yapmak, namazda yapılması emredilen bir fiilin terk edilmesi ya da yasaklanan bir fiilin yapılması halinde sünnettir. 

Sehiv secdesinin meşruiyetinin delili, Ebu Hüreyre´nin şu rivayetidir: 
"Hz. Peygamber bize öğle veya ikindi namazını kıldırırken iki rekâtta se­lâm verdi. Zulyedeyn isimli sahabî ´Ey Allah´ın Rasûlü! Namaz mı kısaldı yoksa sen mi unuttun?´ dedi. Hz. Peygamber cemaate ´Zuiyedeyn´in söy­lediği doğru mu?´ diye sordu. Sahabîler ´Evet´ deyince, Hz. Peygamber kalktı, iki rekât daha kıldı. Sonunda da iki secde yaptı".(Buhari/1169)

Ayrıca:Resûlüllah (S.A.V.) öğle namazını beş rek'at kıldı ve selamdan sonra secde yaptı.
(Buhari, Müslim).

Terk edilen fiil, namazın bir rüknü ise onu yerine getirmek vaciptir. Fakat tertibin rükün olması sebebiyle, daha önce de zikr edildiği gibi, bazen unutulan rüknü yerine getirirken vaki olan sehiv yüzünden bir fazlalık oluşur. Sehiv secdesi, namazda meydana gelen bu fazlalığa karşı yapılır. 

Terk edilen fiil, namazın eb'âd'ı sayılan kunut, kunut için ayakta durmak, ilk teşehhüdü okumak ve ilk teşehhüt için oturmak gibi bir fiil ise, bu fiilin terk edilmesinden dolayı da sehiv secdesi yapmak sünnettir.

En zahir görüşe göre, birinci teşehüdde Allah Resulüne salavat okumak da eb'adtandır ve terk edilmesi halinde sehiv secdesi yapmak sünnettir. 

Sünnet saydığımiz yerlerde (ikinci teşehhüdde ve kunut’un sonunda) âl'e salavat okumanın terk edilmesi de yukarıdakihükme tâbidir. [Bunun için de sehiv secdesi yapılır.] Allah daha iyi bilir.

[Özetle; terk edilmesi halinde sehiv secdesi sünnet olan eb'ad şunlardır: Kunut ve onun kıyamı, ilk teşehhüd ve onun için oturmak, ilk teşehhüdün sonunda Allah Resulüne salavat okumak, ikinci teşehhüdün sonunda Onun âline salavat okumak, kunut sonunda ona ve âline salavat okumak.]

Namazdaki diğer sünnetlerin terk edilmesi yüzünden sehiv secdesi yapılmaz. Yasaklandığı halde yapılan fiile gelince, bu fiil sağa sola bakmak veya iki adım atmak [veya iki hareket yapmak] namazi bozmayan türden ise, bu fiilin sehven yapılması halinde sehiv yapılmaz.

Bu fiil, çok konuşmak [veya çok hareket etmek] gibi, kasten yapıldığında namazı bozan, fakat şehven yapıldığında namazı türden ise, bu fiil sehven yapıldığında sehiv secdesi yapılır. Kısa olan bir rüknü kasıtlı olarak uzatmak en sahih görüşe göre namazı bozar.Bu sebeple, bu şehven yapıldığı takdirde sehiv secdesi yapılır.

İtidal (rükûdan sonraki kıyam) kısa bir rükündür. Keza her iki secde arasında yapılan oturuş da en sahih görüşe göre kısa bir rükündür.

Fatiha gibi kavlî (söz türünden) olan bir rüknü kasıtlı olarak rükûda okumak [tabii ki, bu kıyamdaki Fatiha'yı buraya taşımak değildir. Bu fazla olan bir okuyuştur.] En sahih görüşe göre namazı bozmaz. Fakat en sahih görüşe göre, bunu sehven yapmaktan dolayı secde edilir.

Meselâ teşehhüd yerine Fatiha okunursa veya rükû´da kunut oku­nursa veya Fatiha´dan sonra okunması sünnet olan sûre, rükû´dan sonra itidâl´de okunursa sehiv secdesi yapmak sünnettir.

Buna göre, bu mesele bizim, "Kasten yapılması namazı bozmayan bir şeyi sehven yapmaktan dolayı secde edilmez," dememizden istisna edilen bir meseledir. 

Bir kimse birinci teşehhüdü unutsa ve ancak doğrulduktan sonra bunun farkına varsa, onun için geri dönmez. Geri dönmenin haram olduğunu bildiği halde geri dönse namazı bozulur. Fakat bunu unuttuğu veya en sahih görüşe göre bilmediği için geri dönse namazı bozulmaz. Ve bundan dolayı sehiv secdesi yapar. En sahih görüşe göre, [imam ara teşehhüdü okumak için oturmuşken kendisi ayağa kalkmış ise] memum imama uymak için, kıyamdan geri döner. İmamdan ayrılma niyeti getirmese bunun için dönmesi vaciptir. Allah daha iyi bilir.

Kişi doğrulmadan önce teşehhüdü terk ettiğini fark etse, onun için geri döner [ve oturur]. Bu durumda eğer, kıyama durmaktan daha yakın bir yere kadar kalkmışsa, sehiv secdesi yapar.
Eğer, bilerek teşehhüdü terk edip kalksa ve ondan sonra geri dönse, eğer kıyama durmaktan daha yakın bir yere kadar çıkmışsa, namazı bozulur. Kişi kunut'u unutsa ve onu secde ederken hatırlarsa, ona geri dönmez. Bundan önce hatırlasa döner. Ve bu durumda eğer rükû sınırına kadar inmişse, sehiv secdesi yapar.

Kişi bir ab'âd'ı terk ettiğinde şüphe etse, bunun için sehiv secdesi yapar. Fakat bir yasağı yaptığında şüphe etse, secde etmez. 

Kişi meşrû (sünnet olan) yerde sehiv secdesi yapıp yapmadığında şüphe etse, bir daha secde etsin. Kişi üç rekât mi, dört rekât mi kıldığında şüphe etse, bir rekât kılar ve sehiv secdesi yapar. En sahih görüşe göre, selâm vermeden önce şüphesi zail olsa da secde eder.

Keza, bir rekâti kılarken [veya bir rükû yaparken) onun fazla olabileceğine ihtimal verse ve tereddüt etse ve fakat selâm vermeden önce tereddüdü gitse, yine secde eder.

Her hâlükârda yapması vacip olanı yaparken, şüphe etse ve ondan sonra şüphesi zail olsa, bunun için secde etmez.

Bunun misali şudur: Üçüncü rekâtı kılmakta iken onun üçüncü mü dördüncü mü olduğunda şüphe etse ve henüz o rekâtin içinde iken şüphesi gitse, bundan dolayı secde etmez. Fakat dördüncü rekâtı kılmakta iken, onun dördüncü mü, beşinci mi olduğunda şüphe etse, sonra şüphesi gitse de secde eder. 

Selam verdikten sonra bir farzı terk ettiğinde şek etse, meşhur olan görüşe göre bu şekkin namaza bir etkisi olmaz. [şek zandan daha zayıf bir tereddüt halidir. Onun için bunu zannetse, hüküm farklı olur.]

İmama uyan kimsenin yaptığı sehvi [namazı bozmayan ve bir vacibi terk etmek şeklinde olmayan ve fakat sehiv secdesini gerektiren sehiv ve yanlışlığı] imam [imama uyma] karşılar. [Onun için kendisi bundan dolayı sehiv secdesi yapmaz.] Bu cümleden olarak, imamin selâm verdiğini zannedip selam verse ve bu yanlıştan dolayı zannının yanlış olduğu ortaya çıksa, imamla birlikte tekrar selâm verir ve bu yanlıştan dolayı secde yapması gerekmez.

Memum teşehhüdde iken, niyet ve ilk tekbir dışındaki bir rüknü terk ettiğini hatırlasa, imam selam verdikten sonra kalkıp bir rekât kılar. Fakat sehiv secdesi yapmaz .İmam selam verdikten sonra onun yaptığı sehivleri ise imam karşılamaz.

Mesbuk (imama bir veya birden fazla rekâttan sonra uyan kimse) henüz kılması gereken rekât veya rekâtların bulunduğunu unutup imamla birlikte selâm verse, kalkıp namazini tamamlar ve secde eder. 

İmamın sehvi (hata ve yanlışlığı) memum'u da bağlar. Bu sebeple, imam sehiv secdesi yapsa, kendisinin de ona uyması lâzımdır. Imam yaptığı hata için sehiv yapmasa da, en sahih görüşe göre kendisi secde yapar.

Mesbuk olan kimse, imama uyduktan sonra imam sehiv yapsa ve keza en sahih görüşe göre, o bundan önce de hata yapsa, sahih görüşe göre, kendisi imamla birlikte sehiv secdesi yapar. Ve namazinin sonunda bir daha bunu yapar.

(Bundan önceki paragrafta zikredilen secde etmekte imama uyma mecburiyeti imamla birlikte namazını bitiren ve fıkıhta kendisine "muvafık" denilen memum içindi. Bu paragraftaki ise mesbuk içindir. Dolayısıyla secde etmekte imama uyma mecburiyetini mecburiyetinin iki kere zikredilmesinde tekrar yoktur.)

Sehiv bir kaç tane de olsa, sehiv secdesi bir kere yapılır. Bu secde bir rekâtın secdeleri gibi iki kere secde yapmak şeklindedir. Sehiv secdesinin yeri teşehhüd ile selâm arasındadır. Bu sebeple bir kimse üzerinde sehiv secdesi olduğunu bilerek selâm verse, en sahih görüşe göre, secde etme firsatını kaçırmış olur. Bilmeyerek [veya unutarak] selâm verse ve ondan sonra uzun bir zaman geçse, yine bu fırsat kaçar. Fakat uzun bir zaman geçmese nass'a göre firsat kaçmaz. Bu duruma göre selâm verdikten sonra sehiv secdesi yapsa, en sahih görüşe göre namaza geri dönmüş olur. [Onun için, tekrar selâm vermesi vaciptir.]

Cuma namazının imamı sehiv yapsa ve bu yüzden cemaatle birlikte sehiv secdesi yaparken cuma vaktinin çıktığı anlaşılsa, namazı öğlen namazı olarak dört rekâta tamamlar ve sonunda tekrar secde ederler. 

Bir kimse sehiv yaptığını zannederek secde etse ve ondan sonra sehiv yapmadığını anlasa, en sahih görüşe göre tekrar secde eder. [Çünkü sehiv secdesinin asıl yeri namazın sonudur. İmam secde yapmasa bile, kendisi imamın sehvinden dolayı namazının sonunda secde yapar.]

Hanefi bir imama tabi olan kimse, imam bir sehv neticesinde selamdan sonra secde yaparsa, Şafii olan bu me'mûm imama uymadan münferiden secde-i sehv yapar sonra selâm verir. Yani imam selam verir sehive giderse safii kişi imamdan ayrılmaya niyet getirir okuması gerekenleri okur , sehiv yapıp ardından selam verir .Çünkü imam birinci selamını verdikten sonra secdeye gidiyor, halbuki Şafii mezhebine göre birinci selamı vermekle namazdan çıkmış olur, bunun için getirilen secde muteber değildir.

Aynı zamanda Şafii olan kimse selam veren imama tabi olursa namazı fesade gider.

Ek: Hanefi imama uyan şafii kişi her halükarda sehiv secdesi yapar. Çünkü hanefi mezhebine göre ilk oturuşta salavat okunmaz . Tabi ki bu sehiv secdesi fitne korkusu yok ise yapılır. 

[Minhecü't Talibin , Fıkhul Menhec , Halil Günenç Şafii İlmihali, Hediyetü'l Habib ]

Bu haber 455 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Feyzü'l Furkân mobil uygulaması anroid sürümü güncellendi!
Feyzü'l Furkân mobil uygulaması anroid sürümü güncellendi!
F-35 uçak üretiminde Türk firmalarının payı
F-35 uçak üretiminde Türk firmalarının payı