GAYRETİNİZİ ARTTIRIN!
Doc. Dr. Soner DUMAN

Doc. Dr. Soner DUMAN

  • Instagram

GAYRETİNİZİ ARTTIRIN!

02 Haziran 2019 - 07:33

Her bir anıyla bize sayısız fırsatlar sunan Ramazan ayının üçte biri bugün itibarıyla bitiyor farkında mısınız? Tıpkı sabunun elden kayması gibi, tıpkı yağan karın eriyip tükenmesi gibi kayıyor ve eriyor.

Allah Resûlü’nün (s.a.v.) Ramazan’daki tavrını İbn Abbas (r.a.) ne kadar da güzel anlatıyor. Kulak verelim ve geriye kalan üçte iki için ibret alalım:

“Allah Resûlü insanların en cömerti idi. Ramazan’da Cebraille buluştuğu zamanlarda ise daha da cömert olurdu. Cebraille her gece buluşur ve Kur’an’ı ders olarak müzakere ederdi. Resûlullah, Cebraille buluştuğunda esen rüzgârdan daha cömert olurdu.” (Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1; Müslim, Fezâil, 50)

Bu hadisten almamız gereken dersler ne?

1. Yapılan her bir iyiliğe kat kat mükâfat verilen bu ayı her Müslümanın iyi değerlendirmesi gerekir. Bütün iyiliklerimizi bu ayda katlamaya, performansımızı en yükseğe çıkarmaya çalışmalıyız.

Normalde bir Müslüman her zaman hayır-hasenat peşinde olmalıdır. Ama ola ki normal zamanda pek hayır-hasenat yapmıyorsa bu ayda cimriliğe son verip cömertleşmek gerekir. Eğer zaten cömert isek bu ay geldiğinde cömertliğimizi katlamamız gerekir. Her müslümanın zekât yılı diğerinden farklı olabilir. Bununla birlikte zekât yılınız dolmamış olsa bile şayet nisap miktarı mala sahipseniz zekâtınızı önceden bu ayda vermeniz size başka zamanlara göre daha fazla sevap kazandırır.

Normalde her Müslümanın yapıp ettiklerinin dine uygun olması için asgari düzeyde de olsa ilim tahsil etmesi gerekir. Ama bu ayda diğer zamanlara göre daha fazla ilimle meşgul olmak gerekir.

Normalde bir Müslümanın farzlar dışında bir miktar nafile ibadetlerle de meşgul olması iyidir. Bu ay geldiğinde ise fırsatlardan azami derecede istifade etmelidir.

Bu ayda, her zamankinden daha fazla insanlarla aramızı düzeltmeye çalışmamız gerekir.

2. Allah Resûlü (s.a.v.) Ramazan’da her gece Cebrail aleyhisselamla bir araya gelip Kur’an’ı müzakere ediyordu. Dikkat ederseniz hadiste sadece Kur’an’ı okumaktan söz edilmiyor, Kur’an’ı ders olarak çalışmaktan söz ediyor.

Bir Müslüman, hayat rehberi, can suyu mesabesinde olan Kur’an’la zaten her zaman ilgilenmelidir. Ama “Kur’an’ın indirildiği ay” olan Ramazan ayında her zamankinden fazla ilgilenmelidir. Sadece okumak, hatim indirmek, mukabele etmekle değil aynı zamanda onu anlamak ve uygulamaya geçirmekle de meşgul olmalıdır.

İnsan vücudundaki her bir organın Kur’an’la irtibatı vardır. Dilin irtibatı telaffuz etmek, gözün irtibatı bakmak, kulağın irtibatı dinlemektir. Mukabele okumak-dinlemek, hatim indirmek bu üç irtibatı sağlasa da yeterli değildir. Kur’an’la akıl ve gönül irtibatı da kurmalıyız. Aklımızla anlamaya çalışmalı, gönlümüzle hissetmeli, azalarımızla pratiğe dökmeliyiz. Anlamak için muteber tefsir kitaplarına bakmalıyız. Herkesin anlamadan bir nasibi vardır. Elbette herkes her âyetini derinlemesine anlayamaz. Zaten Peygamberimiz devrinde de sahabe-i kiramın tümü Kur’an’ın tümünü anlamıyordu. Ama onlardan hiçbirisi Kur’an’la akıl ve gönül bağını kopararak meseleyi sadece göz-dudak-kulak bağına indirmemişti.

3. Rabbimizin Kur’an’ı nasıl koruduğunu bu hadis vesilesiyle bir kere daha görüyoruz. Zira Cebrail sadece vahyi getirmekle kalmıyor, aynı zamanda Kur’an’ın ilk inmeye başladığı ay olan Ramazan ayında her yıl tabiri caizse Kur’an’ı yeniden canlandırıyordu. Nitekim şu âyetler, Kur'an'ın Rabbimiz tarafından Resûlüne iletilip açıklandığını bildirmektedir:

"(Resûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et. Sonra şüphen olmasın ki onu açıklamak da bize aittir." (Kıyamet, 16-19)

4. Her yıl Cebrail aleyhisselam ile buluşan, Kur’an’ı ona arz eden, onunla ders olarak yapan bir peygamberin Kur’an’ı anlamamış olması mümkün müdür? Buradan Allah Resûlü’nün sünnetinin ne kadar önemli olduğunu da anlıyoruz. Zira Allah Resûlü, Kur’an’ın yalnızca tebliğcisi değil aynı zamanda onu anlayan, kavrayan, özümseyen ve açıklayan bir elçiydi. Onun örnekliğini bir kenara bırakarak Kur’an’ı anlamaya çalışmak, Kur’an’ı kendi aklıyla yorumlamaya çalışmak beyhude bir çabadır.

Günümüzde Allah Resûlü'nün sünnetini bir kenara bırakarak Kur'an'ı kendi akıllarıyla anlamaya çalışanlar nasıl bir yanılgı içinde olduklarının farkındalar mı? Allah Resûlünün sünnetini öteleyen bir anlayışın dinde yeri olabilir mi?

Rabbimiz bu ay vesilesiyle Kur’an’ın önemini yeniden kavramayı, hayır ve hasenatlarımızı arttırarak rüzgar gibi cömertçe her yana dağıtmayı bizlere nasip eylesin.

Bu yazı 65 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar