GÜNAH İŞLEYENLERİN ÜÇ DURUMU
Doc. Dr. Soner DUMAN

Doc. Dr. Soner DUMAN

  • Instagram

GÜNAH İŞLEYENLERİN ÜÇ DURUMU

26 Mayıs 2019 - 07:07

Ramazan ayını “üç dilim” olarak kabul edersek bugün, orta dilime başlamış bulunuyoruz. Ramazan’ı “üç dilim” olarak kabul etmemizi gerektiren husus şudur:

Kimi rivayetlerde yer aldığına göre Hz. Peygamber (s.a.v.) Ramazan ayını “başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden azattır” şeklinde tanımlamıştır.

(Sahih-i İbn Huzeyme, I, 191, 1887 no’lu rivayet; Beyhakî, Şuabu’l-Îman, V, 223, 3336 no’lu rivayet)

Bu rivayetin sağlamlığı konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte başka pek çok hadis, içinde bulunduğumuz zaman diliminin rahmet ve mağfiret kapılarının sonuna kadar açık olduğu bir zaman dilimi olduğunu gösteriyor.

Biz de bu yazımızda, kendimizi Ramazan’ın “mağfiret iklimi” içinde kabul ederek bir nebze bu konuyla alakalı bazı hususlardan söz edelim.

İnsanların işlediği günahlar öteden beri âlimlerimiz tarafından “büyük günahlar” ve “küçük günahlar” olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bu ayrımın ölçüsünün ne olduğu, hangi günahların hangi kategoride yer aldığı konusunda çeşitli tartışmalar bulunmakla birlikte neticede böyle bir ayrım genel kabule mazhar olmuştur.

Büyük müfessir Beyzavî, büyük günah işlemenin, dolayıyla da fâsıklığın üç boyutu olduğunu belirtir. Ben onun taksimini esas alıp bu taksimi kendi açıklama ve yorumlarımla genişletmeye çalışacağım.

1. Ahmaklık sebebiyle günah işleme

Birçok kimse aslında günah olduğunu bildiği halde nefsine hâkim olamayarak büyük günahları işleyebilmektedir. Kur’an’da geçen “nefs-i levvâme (kendini kınayan nefis)” ifadesi tam da bu grupta yer alanlara uymaktadır. Bir günahı işlediğinde iç dünyası ve vicdanında “niye bunu yaptım?” diye sürekli rahatsızlık duyarlar. Bu gibi kimselerin iç dünyalarının ölmemiş olması, vicdanlarının kendilerini sürekli baskı altında tutması sebebiyle tövbe etmeleri umulur. Şu âyetlerin bu gibi kimselere işaret ettiğini söylemek mümkündür:

“Allah'ın kabul edeceği tevbe, ancak câhilce kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir; işte Allah bunların tevbesini kabul eder; Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.” (Nisâ, 17)

2. Günahı alışkanlık haline getirme

Kimi insanlar günah işleye işleye artık günah işlemek onlar için sıradan hale gelir. Bir tür günahı meslek haline getirirler. Bu kimseler bir günah işlediklerinde vicdanları sızlamaz. Kendilerince bu günahları işlemelerine bahaneleri vardır. Hatta birçoğu günahıyla övünür.

Defalarca hırsızlık yapan, bu suç sebebiyle hapiste yatıp çıktığı halde uslanmayan, yine insanların mallarında gözü olan kimseler bu grupta yer alır.

İçki içmeyi artık sıradan bir iş gibi gören, içki içmedikçe duramayan kimseler bu grupta yer alır.

Faiz yiyen, faiz yemeyi bir yaşam tarzı haline getiren kimseler bu grupta yer alır.

Gayr-i meşru ilişkiler yaşayan ve bunu bir yaşam tarzı haline getiren kimseler bu grupta yer alır.

İşte bu gibi kimselerin tövbe etmeleri çok zordur; çünkü tövbe etmek, kişinin yanlış yaptığını kabul etmesiyle başlar. Oysa bu kimseler kendilerinin yanlış yolda olduğunu kabul etmezler. Günah işlemeyi bir karakter haline getirmişlerdir. Bununla birlikte bu gibi kimselerin hayatlarında yaşadıkları bazı şoklar, yakınlarının ani ölümleri, büyük hastalıklar dönüş yapmalarına, tövbe etmelerine sebep olabilir. Ama bu durum nâdir görülür.

3. Günahın günahlığını inkâr ederek günah işleme

Kimileri ise artık iyice zıvanadan çıkar; yaptıkları şeyin günah sayılmasına bir anlam veremez. “Niye içki yasak olsun ki?”, “faizin haram olması çok saçma”, “bu devirde de beş vakit namaz kılınır mı?” gibi dinde yer alan emir ve yasakları kendi kafalarınca reddeder, saçma bulur. Bu gibi kimseler artık iman dairesinin dışına çıkmışlardır.

Her üç grupta yer alan da "fâsık" kapsamında görülmekle birlikte birinci ve ikinci grupta yer alanlar hâlâ iman dairesi içindedir. İkinci ve üçüncü grupta yer alan kimselerin tövbe etmeleri imkân dahilinde olsa da günahı bir yaşam tarzı haline getirmeleri bunu son derece zorlaştırmıştır. Bu konuda Rabbimiz şöyle buyurur:

“Kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca "Ben şimdi tevbe ettim" diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.” (Nisâ, 18)

Ramazan ayının bu “mağfiret” dönemecinde her birimiz kendimize şöyle bir bakıp işlediğimiz günahları göz önünde bulundurmalıyız. Kendimizin hangi grupta yer aldığına karar verip bir an önce günahlardan tövbe etmeliyiz. Çünkü her günahtan küfre doğru giden bir yol vardır.

Allah Resûlü şöyle buyurur:

“Bir kul günah işlediğinde kalbinde siyah bir nokta oluşur. Günahını terk edip tövbe istiğfar ederse bu siyah nokta gider. Günahı tekrar tekrar işlemeye devam ederse siyah nokta gittikçe büyür ve bütün kalbi kaplar. İşte Allah’ın [Kur’an’da] “Hayır! Öyle değil! Onların yapmakta oldukları şeyler kalplerini kirletmiştir” (Mutaffifîn, 14) dediği kimseler bunlardır."

Rabbimiz bu mağfiret ikliminden istifade ederek tüm günahlarımıza tövbe etmeyi, kalplerimizde oluşmuş kir ve pası temizleyerek selim bir kalbe kavuşmayı cümlemize nasip eylesin.

Bu yazı 70 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar