ORUCUN ÜÇ DERECESİ
Doc. Dr. Soner DUMAN

Doc. Dr. Soner DUMAN

  • Instagram

ORUCUN ÜÇ DERECESİ

20 Mayıs 2019 - 09:02

Aynı yemeği yiyen iki kişi her zaman aynı lezzeti mi alır? Ya da aynı filmi seyreden iki kişinin filme ilişkin yorumları hep aynı mı olur? Aynı kitabı okuyan iki kişiden hep aynı tepkileri mi alırsınız?

Büyük ihtimalle her üç soruya da "hayır" cevabı verdiniz. Çünkü insanların aynı fiil ya da olaydan etkilenmeleri ve buna gösterdikleri tepkiler farklı farklı olur.

Sadede gelelim:

Hepimiz oruç tutuyoruz ama acaba tuttuğumuz oruçtan hissemiz aynı mı? Elbette ki değil. Aynı ibadeti yapan iki kişinin o ibadetten hisseleri tamamen farklı olabilir. Peki oruç açısından söyleyecek olursak bu hisseler neye göre belirleniyor?

Ben bugüne kadar oruçla ilgili yaptığım okumalardan orucun üç boyutu olduğu sonucunu çıkardım. Tıpkı bir ceviz gibi. Cevizin bir yeşil kabuğu, bir tahta kabuğu, bir de özü var ya. Orucun da böyle üç yönü var.

1. Zâhirî / maddî boyutu: Bedenimizi yeme-içme vb. orucu bozan şeylerden uzak tutmaktır. (Orucun yeşil kabuğu)

2. Bâtınî / manevî boyutu: Azalarımızı, orucun sevabını alıp götüren yalan, dedikodu, harama bakmak vb. günahlardan uzak tutmaktır. (Orucun tahta kabuğu)

3. Ruhânî / kalbî boyutu: Kalbimizi, bizi Allah'ın rızasına kavuşmaktan alıkoyacak bütün kötü huylardan (kibir, riya, ucb, haset) uzak tutmaktır. Hatta belki bu, Hakkı hatırdan çıkaran bütün bir masivâya karşı oruç tutmaktır. (Orucun özü)

Sadece ilk boyutla sınırlı kalan oruç avamın orucudur. İkinci boyuta geçebilmiş oruç ebrarın (ashab-ı yeminin) orucudur. Üçüncü boyuta geçen oruç mukarrabûn'un (Allah'a yaklaştırılmış olan kimselerin / sâbıkûn) orucudur. (Siz bu üçlüye avam, havas ve havassü'l-havas da diyebilirsiniz.).

Oruçtan en büyük hissesi olanlar mukarrabûn'dur. İkinci derecede ebrâr, üçüncü derecede ise avâm gelir.

Rabbimiz orucu en üst boyutta tutmayı, sadece oruçta değil her konuda mukarrabûn'dan olmayı hepimize nasip eylesin.

*****

Mutlaka biliyorsunuzdur… Ramazan ayı ile ilgili "ilginç" bir hadis var. Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

"Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır." (Buhârî, Savm 5, Müslim, Sıyâm 1)

Bu hadiste tam olarak neyin kastedildiğini hiç düşündünüz mü?

Hadiste sözü edilen üç şey; “cennetin kapılarının açılması”, “cehennemin kapılarının kapanması”, “şeytanların bağlanması” ne demektir? Bunun bizim hayatımızdaki yansımaları nelerdir? Bu hadisi öğrendikten sonra Ramazan yaşantımızda ne gibi değişiklikler olmalıdır?

İlk dönemlerden itibaren âlimler bu hadisi biri hakikat biri de mecaz olmak üzere iki farklı şekilde anlamışlardır.

Hadiste yer alan üç şeyin mecazî değil hakikî anlam ifade ettiğini belirten âlimlere göre an itibarıyla mevcut ve yaratılmış durumda olan cennetin kapıları Ramazan’da açılır. Bu, insanları hayra teşvik etmek içindir.

Cennet âdetâ lisân-ı hâliyle “işte açtım kapılarımı sizi bekliyorum. Durmayın iyilik yapın ki bana kavuşabilesiniz” demektedir.

Cehennemin kapıları da kapatılır. Cehennem de lisân-ı hâliyle “kapılarım kapandı, hiçbirinizin buraya girmesini istemiyorum. Sakın kötülük yapmayın, sonra karışmam!” demektedir.

Bağlandığı belirtilen şeytanlar bütün şeytanlar olmayıp elebaşları ve en azgınlarıdır. Zira bütün şeytanlar bağlanmış olsaydı insanlar günah işlemezlerdi.

Hadiste yer alan ifadeleri mecaz olarak kabul edenlere göre “cennetin kapılarının açılması”, müminler önünde iyilik yapma imkânlarının arttırılması, cennete girecek fırsatların çoğalmasıdır.

“Cehennemin kapılarının kapanması” ise insanların tuttukları oruç sebebiyle nefisleriyle aralarına mesafe koymaları, kendilerini cehennemlik kılacak günahlardan uzak durmalarıdır.

Ramazan ayında tutulan oruçlar, okunan Kur’an’lar, yapılan hayır ve hasenatlar âdeta insanlara cennetin kapılarını açmakta, buna karşılık yapılan tövbe ve istiğfarlar, günahlardan kaçınma gibi özellikler insanlara cehennemin kapılarını kapatmaktadır.

Şeytanların bağlanması ise insanların hayır peşinde koşturmaları, şerden uzak durmaya azmetmeleri sebebiyle şeytanların insanları saptırma, vesvese verme imkânlarının diğer zamanlara göre kısıtlanıp azalması anlamındadır.

Ramazan ayı en az suçun işlendiği, insanların diğer zamanlara göre günahla aralarına en çok mesafe koyduğu, böylece şeytana diğer zamanlara göre en fazla karşı çıkıp kafa tuttuğu aydır.

Rahmet çeşmesinin oluk oluk aktığı bu ayda testisini doldurabilenlere ne mutlu!

Bedeni susuzluğu ve açlığı çekerken ruhu ilahî feyizlerin sofrasında ziyafet çekenlere ne mutlu!

Rabbim cümlemizi testisini dolduranlardan, ruhî ziyafet çekenlerden eylesin.

Bu yazı 92 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar