TABLODAN HAREKETLE RESSAMA ULAŞMAK
Doc. Dr. Soner DUMAN

Doc. Dr. Soner DUMAN

  • Instagram

TABLODAN HAREKETLE RESSAMA ULAŞMAK

29 Mayıs 2019 - 08:14

Ilık bir Ramazan gecesi. Gökyüzünde dolunay. Ramazan ayının tam ortası. Dolunayın bu hâli aklıma ilginç düşünceler getirdi. Bu vesileyle size Kur’an’ın ilginç bir özelliğinden söz edeceğim.

Hepimizin bildiği üzere iman esasları dediğimiz maddeler bizim için gaybî hususlardır. Kur’an da bizim gayba iman etmemizi ister. Gayb demek beş duyu ile hissedilemeyen, akıl ile kavranılamayan hususlardır. Mesela Allah’ın zatı, melekler, âhiret gibi konular bizim için gaybtır. Bunları gözümüzle göremez, kulağımızla işitemez, aklımızla mahiyetini bilemeyiz.

Bir yandan bizim gayba iman etmemizi isteyen Kur’an, diğer yandan gayba iman etmeyen kâfirlerden söz ederken “onların gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler, kalpleri var onunla anlamazlar” der. İyi de gayb dediğimiz şey gözle görülen, kulakla işitilen, kalp ve akılla kavranılan bir şey değil ki!

Bir yandan gözümüzle göremeyeceğimiz, kulağımızla işitemeyeceğimiz, aklımızla mahiyetini kavrayamayacağımız şeylere inanmamız istenirken diğer yandan bunlara inanmayan kâfirler hakkında nasıl “gözü görmüyor”, “kulağı işitmiyor”, “aklını / kalbini kullanamıyor” diyoruz?

Rabbimizin kelamında bir çelişki söz konusu değildir. Burada şu kastedilmektedir:

Gayb, her ne kadar bizim gözümüzle göremediğimiz, kulağımızla işitemediğimiz, aklımızla mahiyetini kavrayamadığımız bir âlem olsa da böyle bir âlemin varlığının işaretleri yine bu dünyada gözümüzle gördüğümüz, kulağımızla işittiğimiz âlemden geçiyor. Yani şu gözümüzün önündeki şehadet âlemi, iyi bir şekilde gözlemlenirse bize gaybî bir âlemin varlığını gösteriyor. Kâfirler, gözlerinin önündeki şehadet âlemini beş duyuları ile hissettikleri halde buradan gaybî âleme intikal edemiyorlar.

Kur’an, kâfirlerin bunu yapamamasının gerekçesi olarak gözlerinin önünde perdeler olduğunu, kulaklarında ağırlıklar bulunduğunu ve kalplerinin de mühürlenmiş olduğunu belirtiyor. Bununla manevî bir hastalığa işaret ediyor. Yani gayba iman etmeyenler, baş gözüyle gördüklerinden hareketle gayba yol bulamıyorlar, iç dünyalarındaki basiretlerindeki perdeyi kaldıramıyorlar. Kulaklarıyla işittiklerinden hareketle gayba yol bulamıyorlar, kulaklarındaki ağırlıkları bir kenara bırakamıyorlar. Akıl ve kalplerindeki mührü kaldırıp da doğru dürüst akıllarını kullanamıyorlar.

Müminler bu kâinata baktıklarında karşılarında mükemmel bir tablo görüyorlar. Bu tablonun kendi başına oluşamayacağını, mutlaka bu tabloyu yapan bir ressam olması gerektiğini düşünüyorlar.

Müminler bu kâinatı dinlediklerinde mükemmel bir beste duyuyorlar. Bu bestenin kendi başına oluşamayacağını, besteleyen bir sanatkârın olması gerektiğini düşünüyorlar.

Kâfirler ise tabloyu görüyor ama ressamı akıllarına getiremiyorlar. Besteyi duyuyorlar ama bestekârı akıllarına getiremiyorlar. Bu yönüyle onların durumu, gördüğünün ötesine geçemeyen varlıkların durumu gibi. Bir kedi ya da köpek tabloyu gördüğünde ressamı aklına getirmez. Bir müzik duyduğunda bunun bestekârını aklına getirmez.

Bu konuda müminlerin durumunu Rabbimiz şöyle ortaya koyuyor:

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!” (Âl-i İmran, 190-191)

Peygamberimiz bir gece bu âyetleri okuyunca “bunları okuyup da tefekkür etmeyenin vay haline” buyurmuştur. (Sahih-i İbn Hibbân, II, 387, 620 no’lu rivayet)

Kâfirlerin durumu ise şu şekilde belirtiliyor:

“De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bakın (da ibret alın!)" Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarılar fayda sağlamaz.” (Yunus, 101)

Evet… Gayba inanıyoruz ama gaybın bütün delilleri önümüzde, şehadet âleminde. Tıpkı kumsalda görülen ayak izlerinin oradan birisinin geçtiğini göstermesi gibi bizler de şu kâinattaki işaretleri gözümüzü, gönlümüzü kapatmadan takip ettiğimizde Rabbimize yol buluyoruz.

Rabbimiz gözümüz ve gönlümüzü açsın, hem indirdiği Kitabını hem de yarattığı şu kâinat kitabını hakkıyla anlayıp şehadet âleminden gayba, oradan da cennete yol bulalım.

Bu yazı 65 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar