Uzunca sayılabilecek bu yazının hiç değilse baş tarafını...
Doc. Dr. Soner DUMAN

Doc. Dr. Soner DUMAN

  • Instagram

Uzunca sayılabilecek bu yazının hiç değilse baş tarafını okuyun, gerisini okuyup okumayacağınıza siz karar verin

21 Mayıs 2019 - 05:06

Allah cennet ve cehennemi yaratınca Cebrail aleyhisselamı cennete göndererek kendisine şöyle dedi: “Gidip cennete ve cennetlik olanlar için hazırladıklarıma bir bak.” Cebrail gidip döndü ve şöyle dedi: “İzzetine yemin ederim ki cenneti duyan herkes mutlaka oraya girer." Allah emretti de cennet, insanların hoşuna gitmeyecek şeylerle örtüldü. Sonra Cebrail’e “git cennete ve cennetlikler için hazırladıklarıma bir daha bak” dedi. Cebrail gitti, bir de baktı ki cennet insanların hoşuna gitmeyecek şeylerle örtülmüş. Bunun üzerine Cebrail “İzzetine yemin ederim ki cennete tek bir kişinin bile girmeyeceğinden korktum” dedi. Allah bu defa Cebrail’e “git de cehenneme ve oraya girecekler için hazırladıklarıma bir bak” dedi. Cebrail gitti, bir de baktı ki ateşin bir bölümü diğerinin üzerine doğru yükleniyor. Geri dönünce “İzzetine yemin olsun ki oraya hiç kimse girmez” dedi. Bunun üzerine Allah emir verdi ve cehennem, şehvetlerle / insanların nefsine hoş gelecek şeylerle örtüldü. Sonra tekrar Cebrail’e “git de ona bir daha bak” dedi. Cebrail gidip de cehennemin insanların nefsine hoş gelecek şeylerle örtüldüğünü görünce şöyle dedi: “İzzetine yemin osun ki hiç kimse kurtulmaksızın herkesin oraya gireceğinden korktum.”

(Tirmizî, “Ebvâbu Sıfati’l-cenne”, 21; Nesâî, “el-Eymân ve’n-nuzur”, 2)

Kur’an’da yer almayıp Allah Resûlü tarafından Allah’a isnad edilerek verilen bu tür haberlere “hadis-i kudsî” adı verilir. Yukarıdaki hadis-i kudsi, dünya ve ahiret hayatımız açısından son derece önemli konulara temas ediyor. Ben, bu Ramazan gecesinde tefekküre vesile olması için bu hadiste bize verilen bazı mesajlar üzerinde duracağım.

1. Müslümanların ana akımını oluşturan ehl-i sünnete göre cennet ve cehennem an itibarıyla mevcuttur, yaratılmıştır. Nitekim bu hususu başka pek çok hadis de ortaya koymaktadır. Bu tip hadisleri sahih kabul etmeyen Mutezile gibi bazı fırkalar cennet ve cehennemin şu an itibarıyla mevcut olmadığını, kıyametin kopuşundan sonra yaratılacağını ileri sürerler. Hz. Âdem’in konulduğu cennetin de bildiğimiz cennet değil, dünyada bir bahçe olduğunu iddia ederler.

2. Her ne kadar bizim için gaybî hususlardan olsa da cennet ve cehennemin yaratılmış olduğunu bilmek, bize âhiretin bir hayal, efsane olmadığını, şu an itibarıyla mevcut olduğunu hissettirmesi bakımından önemlidir. Yani siz şu anda bu satırları okurken bilemediğimiz bir boyutta gürül gürül cehennem ateşi kaynıyor! Yine bilmediğimiz bir boyutta cennet, bütün nimetleriyle kendisine girecekleri bekliyor! Hikâye değil, masal değil, efsane değil! Gerçeğin ta kendisi!

3. Cennet insan aklının tasavvur edemeyeceği güzelliktedir. Onu vasfetmeye kelimeler yetmez. Kur’an’da bize cennete dair anlatılanlar, bizim anlayış seviyemiz dikkate alınarak bizim seviyemize indirilmiş tasvirlerden ibarettir. Nitekim bir başka hadis-i kudside Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“Sâlih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşerin aklına hayaline gelmedik nimetler hazırladım.” (Buharî, “Halk”, 8; Müslim, “Cennet”, 2)

Aynı durum âyette de şu şekilde ifade edilir:

“Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez.” (Secde, 17)

4. Cehennem, insanın aklının tasavvur edemeyeceği korkunçluktadır. Onu vasfetmeye kelimeler yetmez. Bu konuda Kur’an’da bize anlatılanlar, bizim seviyemize indirilmiş anlatımlardır.

5. İnsanların dünya hayatındaki temel sınavları nefislerinin arzularını ve şehvetlerini bir kenara bırakarak Cenab-ı Hakk’ın emir ve yasaklarına uygun bir yaşam sürüp süremeyecekleri konusundadır. Dünya imtihanımızın bir parçası olarak bazı şeyler bize çekici ve ayartıcı kılınmıştır. Bu konuda Rabbimiz şöyle buyurur:

“Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer, Allah'ın katındadır.
(Resûlüm!) De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takvâ sahipleri için Rableri yanında, içinden ırmaklar akan, ebediyyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah'ın hoşnutluğu vardır. Allah kullarını çok iyi görür.” (Âl-i İmran, 14-15)

Aslında bu iki âyet, tam da yazının başındaki hadis-i kudsi ile aynı şeyi söylüyor.

Cennet ucuz değil, bu sebeple insanların cennete gitmeyi hak edebilmeleri için nefsânî arzularını yenmeleri, şehvetlerinin boyunduruğundan kurtulmaları gerekiyor. İnsanların büyük bir kısmı bu çetin imtihanı geçemiyor. Hatta insanlar içinden öyleleri var ki şu hayattaki tek gayeleri nefsinin isteklerini tatmin etmek, canı ne çekerse, paşa gönlü ne isterse öyle yaşamak. Bu gibi kimseler hakkında Kur’an şöyle diyor:

“Hevâsını (nefsânî arzularını) kendisine ilah edinen kimseyi gördün mü? Sen (Resûlüm!) ona koruyucu olabilir misin?” (Furkan, 43)

6. Cebrâil aleyhisselam’ın cennetin insanların hoşuna gitmeyen zorluk, sıkıntılar ile örtüldüğünü görmesi üzerine “oraya tek bir kişinin bile gitmeyeceğinden korktum” ifadesi cennete gitmek için nefsimizle büyük bir savaş vermemiz gerektiğini ortaya koymaktadır. Yine cehennemin şehvetler ile örtüldüğünü görmesi üzerine “tek bir kişinin bile oradan kurtulmayacağından korktum” ifadesi cehenneme giden yolun çok câzip şeylerden oluştuğunu, insanların çok rahatlıkla bunların ardına düşebileceğini göstermesi bakımından son derece mânidardır.

Evet… Bizler yaratılıp bu dünyaya gönderildiğimiz andan itibaren çetin bir imtihanın içinde kendimizi bulduk. Artık imtihan olmama, vazgeçme gibi bir hakkımız yok. Önümüzde iki seçenek var: Ya zorlu olan yolu seçerek nefsimizin arzularıyla mücadele ederek cennetin örtüsünü kaldırıp oraya gireceğiz veya kolay olanı seçip nefsimizin şehvetlerine uyarak cehennemin örtüsünü kaldırarak oraya gireceğiz. Tıpkı Rabbimizin buyurduğu gibi:

“Artık kim azmışsa ve dünya hayatını ahirete tercih etmişse, şüphesiz cehennem(onun için) tek barınaktır. Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştırmış kimseye gelince; şüphesiz cennet(onun) yegâne barınağıdır.” (Nâziât, 37-41)

Rabbimiz nefsimizin gayri meşru arzularına karşı gelmeyi, zorluklara katlanarak ve nefsimizle mücadele ederek O’nun razı olacağı kullar arasına girmeyi cümlemize nasip eylesin.

Bu yazı 105 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar