SÖZLERİMİZ BİR BÜYÜDÜR...
Dr. Abdülkerim KARAAĞAÇ

Dr. Abdülkerim KARAAĞAÇ

SÖZLERİMİZ BİR BÜYÜDÜR...

04 Kasım 2019 - 07:43

"Ya hayr söyle yada sus" denmiş. Ne güzel söylenmiş.

Kullandığınız her sözcükle bir anlaşma imzalarsınız. Hem kendinizle hem karşınızdaki ile.. Hem de tüm evrenle! Bir insan gelecekte ne yaşayacağını merak ediyorsa bugün ne konuştuğuna baksın. Olasıdır ki bugün en çok konuştuğunuz şey yarının deneyimi olacak.

Peygamber efendimizin bir hadisinde; “Bela insanın diline bağlıdır!" buyurmakta. Bir rivayete göre Peygamber efendimiz, hasta olan birisini ziyarete gittiğinde, hangi duaları ettiğini sormuş, o da "Allahtan sabır” dilediğini söylemiştir. Bunun üzerine Peygamber efendimiz."Musibetimde bana sabır ver" yerine "Rabbena atina... " (Ya Rabbi bana dünyada da Ahirette de iyilik ver ) duasını neden okumuyorsun? " demiş..

Ayrıca Peygamber’imiz, birinin yanından geçerken, o şahsın; “Ey Rabbim senden sabır istiyorum" diye dua ettiğini duymuş. O kişiye "Sen Allah’tan bela istemiş oldun. Bunun yerine O'ndan sağlık ve afiyet dile" buyurmuş. Olmasını istemediğiniz şeyleri dualarınızda dileklerinizde de anmayın. İstemediğiniz şeyleri sıralamayın. Sadece OLMASINI İSTEDİĞİNİZ şeyleri söyleyin.

"Ben hasta olmak istemiyorum "yerine, "ben sağlıklıyım." "Yaşlanmak istemiyorum" yerine, “ben her daim genç kalıyorum".. Yaşlanmak istemiyorum diyen insanların oradaki odağı yaşlanmaktır mesela.. Ve sonucunda yaşlanmak kaçınılmazdır.

Öyle ki, beyin negatifi algılamaz, söylenen her sözü gerçek kabul eder. Mesela siz; "Unutma" dediğinizde onu "unut" olarak alır. Onun yerine, "Aklında tut" demek daha doğrudur. Birisine "Panik yapma" dediğinizde daha fazla panik olacaktır. Bunun yerine "sakin ol" demek daha uygundur. Bu yüzden ne yapmak istemediğimizi değil, ne istiyorsak onu söylemeliyiz!

Birisi sizi gördüğünde, eğer size; "hasta gibi görünüyorsun" der ve siz de buna inanır ve onaylarsanız, bu anlaşmayı imzalamış olursunuz ve çok fazla sürmeden hasta olacağınıza dair sizi temin ederim!

Bir Hastalık demişken, bazı insanlar var hastalıklarına sıkı sıkı sahip çıkan... "Benim şekerim var!"
"Benim tansiyonum var! BENİM, Benim" diyerek. Siz bu kadar sahip çıkarsanız, o hastalık da sizi hayatta bırakmaz! Çünkü, "Ben" diye başlayan her cümleyi bilinçaltı sahiplenir ve emir kabul eder.
Bazen de kişi, burada kurbanı oynamayı seçer. Hatta bazen, bundan hoşlanır bile.. Çünkü o hastadır ve çevresinden daha önce görmediği ilgiyi görüyordur. Farkındalığı olan kişi ise, o noktada bedeninin kendine verdiği mesaja bakar.

Ve şu soruyu sorar "Bilmem gereken şey ne? Hayatımda neyi değiştirmem gerekiyor?"
"Neden ben?" değil... "Nerede hata yaptım ve bu hastalıkla bedenim beni uyarıyor?"
Büyüklerin çok söylediği bir söz vardır. "Bir şeyi kırk kere söylersen olur. "
Hiç düşündünüz mü neden acaba? Çünkü dil neyi çok söylerse, bilinçaltı onu gerçek kabul eder, beyin onu gerçekleştirmek için harekete geçer.

Olumlu konuşmak ve düşünmek işte bu yüzden çok önemlidir. Olumlu kelimelere odaklanarak ve bunları yansıtarak genel sağlığımızı iyileştirebilir ve beynimizin işlevselliğini artırabiliriz.
Enerjinizi hangi kelimeler üzerine odaklıyorsunuz? Hayatınızın istediğiniz kadar güzel olmadığını fark ettiyseniz, olumsuz kelimeleri ne sıklıkta kullandığınızı not etmek için bir defter tutun. Gerçekten daha iyi bir hayatın ne kadar kolay ulaşılabileceğini gördüğünüzde şaşıracaksınız. Kelimelerinizi değiştirin, hayatınız değişsin.

Sözlerinizle birlikte davranışlarınızda değiştiğinde siz değişmeye başlarsınız. Siz değiştikçe yaşamınızda değişir. Bir bakarsınız ki hayatınız, söyledikleriniz, düşündükleriniz, davranışlarınız olmuş.

Bu yüzden olmasını istediğiniz şey neyse ona odaklanın, olmamasını istediğinize değil..!
Şimdi şu iki cümleye bakın. Ve iki cümlenin de ayrı ayrı size ne hissettirdiğini düşünün..
- Bugün hava çok güzel ama yarın yağmur yağacak.
- Yarın yağmur yağacak olsa bile, bugün hava çok güzel!
Sadece iki kelime AMA ve OLSA BİLE kelimeleri cümledeki ifadeyi ne kadar değiştiriyor değil mi? İlkinde olumsuz bir duygu durumu, ikincide ise her şeye rağmen mutlu olma durumu.

Bir kimse çay içerken, kaşığını bardağın içinde dolaştırırken çıkan ses bile, uzaydaki bütün zerrelerden duyulur. Her şey, ne kadar birbiriyle ilgili. Bazı kimseler der ki, “evimde kapım kilitli, perdelerim örtülüyken ben yapayalnızım, kimseler yok. İstediğimi yapabilirim, kimin ne haberi olacak.” Bugünkü modern bilime ne kadar aykırı bir düşünce. Mesele, hiç de o kimsenin sandığı gibi değil. Hepimiz, her an, aklın alamayacağı bir gözetim, denetim içindeyiz. Biz sâdece düşüncelerimizden değil, duygularımızdan da, bütün evrene karşı sorumluyuz.

İçimizdeki kinden, nefretten, intikam duygusundan yükselen eksi elektrik, dünyadaki bütün zerreleri ürpertiyor, haberimiz var mı? Veya içimizden yükselen ve içine yeryüzündeki bütün insanları, bütün hayvanları, bütün nebadâtı, bütün eşyayı içine alan bir hayır dua, bir güzel dilek, dalga dalga bütün zerrelere, iyinin, güzelin, temiz, asil ve yüce olanın ışınlarını yayıyor. Ne olur kalbimizi, kafamızı hep sevgiyle, saygı ile, edep ile, incelikle, güzel duygularla doldursak. Rabbim akıbetimizi hayırlı eylesin inşaallah.

Bu yazı 68 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar