Kınadıklarımızın sınandıkları ile sınandık mı hiç?
Murat PADAK

Murat PADAK

  • Instagram

Kınadıklarımızın sınandıkları ile sınandık mı hiç?

02 Haziran 2019 - 03:22 - Güncelleme: 03 Haziran 2019 - 03:24

Düşünsenize çocuk, içki içen bir anne babanın yanında büyümüş. Etrafındaki herkes günü gelince içersin demiş. Daha ergen olmadan tadına bakmış ve bir daha bırakamamış. Şimdi böyle bir ortam ile sınandık ta mı içkiyi içmiyor, içkiden nefret ediyor ve içki içenlere hor hakir bakıyoruz?

Çocuk daha altı yedi yaşındayken etrafı sevgili adayı dolu. Anne baba, eş dost normal görüyor. Çocuk ilk okuldan itibaren sevgili değiştiriyor. Orta okulda üç beş tane eskitiyor. Lise de bir kaç tane, üniversitede de bir o kadar... Ortamı öyle. Kınayanı yok, ayıplayanı yok. Hatta sevgilisiz kalması ayıplanıyor. Şimdi hangimiz böyle bir ortamda "Ben Allah'tan korkarım!" diyerek ortamı terk ettik? Böyle bir ortam ile kaçımız sınandık da sınavı kazandık?

Kız hep açık seçik giydirildi. Annesi öyle, ablası öyle, teyzesi öyle. Ailede sadece neneler örtülü. Akraba kızlarının hepsi açık. Ne ayıptır diyen var ne de böyle giyinme diyen var. O da böyle bir ortamda başı açıktır, kollar açıktır, ayaklar açıktır... Belki böyle ortamda yetişen biri için kot pantolon giymek bile tesettür sayılıyor. Ya da dizaltı etek tesettür sayılıyor... Kaçımız bu kızları yerden yere vururken onların imtihanı ile imtihan olduk?

Ara mahallede büyüdü. Araç girmeyen, polis girmeyen, devlet girmeyen sokaklarda büyüdü çocuk. Uyuşturucu diye bir maraz ile tanıştı. İçti, nefes çekti. Yaşadığı acıları bir nebze de olsa unuttu. Sonra bağlandı ve bağımlı oldu. İçmeye ve satmaya başladı. Cezaevlerine girdi çıktı ama bırakmadı peşini uyuşturucunun... Evet, bahsini bile ederken korktuğumuz böyle ortamda hangimiz yetişti de imtihanı kazandık? Hangimiz böyle bir sınav olduk da başardık?

Doğduğunda bir serveti vardı. Bir eli yağda bir eli balda idi. Bir şeye sahip olmak için ona göz ucuyla bakması yeterliydi. Parayı harcadıkça harcadı. Har vurup harman savurdu. Kaçımız böyle bir mal ile imtihan olup da servetimizi doğru kullandık? Hep eleştirdik zenginleri cimrilik ile. Kaçımız böyle bir hayatı yaşayıp cömert olduk?

Hangimizin eline imza yetkisi verildi? Bir imzası ile milyonlarca liralık işlere imza yetkisi kaçımızda vardı da bunu başarılı bir şekilde kullandık? Yüz binlerce liralık rüşvetlerle hangimiz sınandık da ben bu parayı almam dedik?

Kaçımız mevki makam ile sınandık da sınavı başarı ile geçtik?

Değerli kardeşlerim, sınanmadığımız konularda konuşurken gönül incitmeyelim. Hataları hata ile düzeltemeyiz. İnsanları kazanmak için uğraşalım.

Herkes sizin gibi takke ile, seccade ile, örtü ile, Kur'an ile, dini kitaplar ile, dindar bir çevre ile büyümedi.

Herkes sizin Kur'an kursu, İmam hatip, medrese, İlahiyat gibi okullarda dini eğitim almadı.

Acaba biz başka bir ortamda olsaydık nasıl olurduk? Başarabilir miydik? Biraz empati yapalım.

Kendimizi o insanların yerine koyalım. Belki her biri içten içe ne olur kurtarın beni bu bataklıktan diyordur. Ama biz ise "senin ne işin var bu bataklıkta? Tabi batarsın? Sen pis olmuşsun. Sen şusun busun" diyerek istiyoruz, incitiyoruz.

Gönül dili kulaktan gönle girer. Bu dile çok ihtiyacımız var. Şunu da unutmayalım. Bizler yargıç değil, davetçiyiz. Hakim değil, tebliğciyiz. Cellat değil, haberciyiz. Nefret ettirici değil, müjdeleyiciyiz.

Bu yazı 188 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar