Sakalı Şerif ziyareti
Murat PADAK

Murat PADAK

  • Instagram

Sakalı Şerif ziyareti

01 Haziran 2019 - 04:10

Bir müzeye gitmiştim. Müzede bir sıra vardı. Müzenin içerisinin içerisinde özel bir oda vardı. O odada ise daha önemli (!) gördükleri bir eseri sergiliyorlardı. Sıra görünce sıraya girmeyi seven bir millet olduğumuz için sıraya girdim. İçeri girdik. Karanlık bir odada karşımızda bir mozaik daha. Halbuki dışarısı mozaik doluydu. Bu da bir mozaik idi. Ama olsun. Bu mozaiğe nasıl bakılır, nasıl sanatsal haz alınır bilmiyordum. Ama ikinci bir dürtüm devreye girdi. Benden öncekiler mozaiğe nasıl bakıyorlardı? Bakınca ne hissediyorlardı, göz ucuyla baktım. Sıra bana geldiğinde sanattan anlayan biri gibi ben de Çingene kızı mozaiğine baktım. O da bana bakıyordu. Sonra vakti saatimiz geldi ve çıktık...

İnsanlar tarihi şeyleri görmeyi, izlemeyi severler. Bu, onlara mutluluk verir. Belki bir öncekinin mutluluğunun mutluluğu gibi bir şeydir. Dünyaca ünlü resimler var. Dünyaca ünlü besteler var. Dünyaca ünlü heykeller var. Hepsi de hayranlarını kendisine çekiyor. Bir Mona Lisa tablosu için milyon dolarlar veriliyor. Onu izlemek için kalburüstü bir zenginliğiniz olmalı. Ona dokunmak mı? İşte bu imkansız!

İnsanlar, sıradan, tarihi bir değeri olan bir yapıya ve yapıta bu kadar değer veriyor.

Hatta bazen bir şarkıcının ilk çıkan plakına, bir bestecinin kalemine, bir ressamın fırçasına, bir liderin sigara tabakasına milyonlarca lira vermeye hazır milyonlarca insan var. Ona dokunmaktan haz duyan bir o kadar insan var. Tüm bunlar makul şeyler, tüm bunlar normal şeylerdir.

Ama iş peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in sakalı ya da saçından günümüze kadar özenle taşınmış olan sakalı şerif ziyaretlerine gelince başlıyorlar yaygara koparmaya! Olmazmış, olamazmış, şirkmiş, cahillikmiş falan filan...

Adam sevdiğinden haber bekler.
Sevdiği haber salmaz.
Bir uyanık çıka gelir.
Sevdiğinden haber var, der.
Müjde getiren boş çevrilmez.
Eline verilir bir kaç kuruş.
Derler ki: O yalan söyledi. Sevdiğinden haber getirmedi.
Der ki, yalan da olsa sevdiğimden selam var haberi hoşuma gider. Varın gerçeğini düşünün siz!

Evet, bazı sakalı şerifler hakkında bazı şüpheler olsa da, onun sakalı olma ihtimalini bile seviyoruz.

Sakalı şerif sırası bekleyen samimi insanlar gördüm. İsimlerinde unvan yoktu. Halktıylar. Belki bazısı okur yazar değildi. Belki bol referanslı kitapları ya da çok satan kitapları yoktu. İzledim onları. Sakalı şerif bir örtüye sarılı idi. Örtünün içinde başka örtü. Onun içinde başka bir örtü. Kalın bir cam malzeme ve zar zor görülen bir sakal... Ama insanlar en üstteki örtüyü öpüyorlardı. Zira sakala değen cam da cama değen örtü de örtüyü örten örtü de onlar için değerliydi. Altının içindeki bakır altın fiyatına değil midir?

Evet, o insanları gördüm. Sırayla beklediler. Öptüler. Hıçkırığa boğuldular. Tekbir getirdiler. Ağlaştılar. Yüzlerce kişiydiler. Hiç üşenmeden beklediler. Öptüler, başlarına koydular, alınlarına koydular ve yüzlerini sakalı şerife çevirerek geri geri gittiler.

İşte müslümanların peygamber sevgisi budur. Onun sakalına da sakalı olma ihtimaline de saygı gösterirler. Evet, görünüşte bir kıl idi. O kıla bile arkalarını dönmeyi nezaketsizlik saydılar. İşte peygamber sevgisi böyledir. Ona ve onun hatırasına saygı göstermektir.

İnanın bu insanların samimiyetini kitaplar yazamaz. Herkes sevdiğine saygı gösterir. Sevdiğinin hatırasına sevgi gösterir.

Bu insanların samimiyetini test edenlere bakın, bir dakika geçse ders yapmayacak kişilerdir bunlar. Peygamber konulu bir konferans için binlerce lira talep eden, beş yıldızlı otel odasından çıkıp açlıktan kıvranan sahabeleri anlatan kişilerdir.

Evet, sevgide aşırıya gittiğimiz doğrudur. Maksadı aştığımız doğrudur. Bu işi de belki birileri sulandırıyor, o da doğrudur. Ama Peygamberinin sakalına dahi sırt çevirmeyen bir millete de haksızlık etmeyelim!

Allah teâlâ cümlemize şuur ve basiret ihsan eylesin!

Bu yazı 318 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar