EL-FIKHU'L-EKBER (AKAİD) DERSLERİ-11
Rıfat ORAL

Rıfat ORAL

EL-FIKHU'L-EKBER (AKAİD) DERSLERİ-11

11 Ocak 2018 - 04:11

(III-PEYGAMBERE İMAN; (Hz. Peygamber'in sünnetini kabul etmek de iman ile ilgili bir konudur: 
A-Sünnetin bir kısmı amelî konularla ilgilidir. Eğer bir sünnet (Hz. Peygamber'in uygulaması) bize mütevatir yolla gelmiş ise onu inkar problemlidir. Aşağıdaki metinde geçen; mestler üzerine mesh etmek ve Ramazan'da teravih (gece) namazı kılmak da bu mütevatir sünetlerden bazılarıdır ve söz konusu misallerle Şiadan Caferilere cevap verilmektedir. Bütün ümmet bunları kabul ettiği halde onlar kabul etmemektedir.

B- Sünnetin bir kısmı da iNANÇ ile ilgilidir. Bize gelen mütevatir sünnete göre; günah işlemek o mümine zarar verir. Ancak ayette geçtiği gibi Allah dilerse, şirk dışındaki günahları affeder. Ayrıca Allah hiçbir müminin salih amelini zayi etmez, mutlaka onun sevabını verir. Burada da Mürcie ve Harici fırkalarına cevap verilmektedir. Çünkü Mürcie'ye göre, işlediği büyük günah bir mümine zarar vermez, Haricilere göre, ise büyük günah insanı küfre götürür. İşte İmam Ebû Hanife burada, İslâm tarihindeki iki uç (ifrat ve tefrit) görüşe cevap vermektedir. Buna rağmen Ehl-i hadisten bazıları İmam Ebu Hanife'ye Mürcie iftirasında bulunmuşlardı. İmam Ebu Hanife de kendisine yapılan iftiralara; hem burada, hem de o dönemdeki büyük müctehid Osman el-Betti'ye yazdığı er-Risale'de (mektupta) cevap vermektedir.)

PEYGAMBERE İMAN-3:
İmam Ebû Hanife (el-Fıkhu’l-Ekber’de) dedi ki:
"(Ehl-i sünnete göre) MESTLER ÜZERİNE MESH ETMEK (mütevatir bir) SÜNNETTİR/UYGULAMADIR. RAMAZAN AYINDA TERAVİH NAMAZI KILMAK (mütevatir bir) SÜNNETTİR. HER SALİH ve FACİR (günahkâr) İMAMIN ARKASINDA NAMAZ KILMAK CAİZDİR. 
(Mürcie'nin dediği gibi) GÜNAHLAR, BİR MÜMİNE ZARAR VERMEZ, DEMEYİZ. AYNI ŞEKİLDE, GÜNAH İŞLEYEN KİMSE CEHENNEM'E GİRMEZ DE DEMEYİZ. DÜNYADAN MÜ'MİN OLARAK AYRILAN KİMSE, FASIK DA OLSA CEHENNEM'DE EBEDÎ KALACAKTIR, DEMEYİZ. 
MÜRCİE'NİN DEDİĞİ GİBİ, İYİLİKLERİMİZ (kesinlikle) MAKBUL VE KÖTÜLÜKLERİMİZ DE MA'FÜV (affedilmiştir), DEMEYİZ. FAKAT DERİZ Kİ: BU MESELE (naslarda) ŞÖYLE AÇIKLANMIŞTIR; 
KİM ŞARTLARINA UYGUN, MÜFSİT AYIPLARDAN UZAK OLARAK SALİH/GÜZEL BİR AMEL İŞLER VE ONU KÜFÜR/İRTİDAT GİBİ ŞEYLERLE İPTAL ETMEZSE, sonra da DÜNYADAN MÜ'MİN OLARAK AYRILIRSA, ŞÜPHESİZ ALLAH ONUN AMELİNİ ZAYİ ETMEZ, BİLAKİS KABUL EDER ve ONA SEVAP VERİR.

ŞİRK ve KÜFÜR DIŞINDAKİ GÜNAHLARI İŞLEYEN, FAKAT TÖVBE ETMEDEN MÜ'MİN OLARAK ÖLEN KİMSENİN DURUMU ALLAH'IN DİLEMESİNE BAĞLIDIR. DİLERSE ONA CEHENNEM'DE AZAP EDER, DİLERSE DE AFFEDER. ALLAH HİÇBİR MÜMİNE CEHENNEMDE EBEDİ OLARAK AZAP ETMEZ.
HERHANGİ BİR AMELE, RİYA (gösteriş) KARIŞTIĞI ZAMAN, O AMELİN ECRİNİ YOK EDER. AYNI ŞEKİLDE UCUB (kendini beğenmek/büyük görmek) DE BÖYLEDİR."

Açıklama: 
1-SÜNNETE BAĞLILIK: Ehl-i Sünnet'in en önemli özelliklerinden birisi de Hz. Peygamber'den gelen SÜNNETE (uygulamaya/sisteme) tabi olmaktır. Bu SÜNNETİ (uygulamayı/sistemi) bize aktaran müctehid sahabe, tabiun ve etbadır. Rasûlullah'tan ayrıca hadisler de nakledilmiştir. Rivayet edilen hadisler ham bilgiler olduğu için hepsi sünnettir denilemez. Müctehidler tarafından bu hadis rivayetleri; Kur'ân'a ve sünnet-i marufeye uygun olup olmadığı tespit edilmiş ve mamülün bih olanlar (amel edilenler) ortaya çıkarılmıştır. "Mestler üzerine mesh etmek", "Ramazan'da teravih (gece) namazı kılmak" ve "İyi/salih ve kötü/fasık her imamın arkasında namaz kılmanın cevazı" bize intikal eden mütevatir sünnetlerden bazılarıdır. Bu üç konu tarihte sünnet ve sahabe yoluna bağlılık anlamındaki Ehl-i sünnetin alametlerinden kabul edilmiştir. Bundan dolayı İmam Ebû Hanife, yukarıda bu konuları aktarmıştır. (Aliyyü’-Kâri, Şerhu’l-Fıkhi’l-Ekber; 162, 163)
2- GÜNAH İŞLEMEK MÜMİNE ZARAR VERİR: Allah o günahkârı dilerse affeder, dilerse de azap eder. İnsanların günahlarını Allah’a havale ederiz. Ayrıca Haricilerin iddia ettiği gibi günah, küfür sebebi değildir. Rabbimiz Kur'ân'da şöyle buyurur: "Allah kendisine şirk (ortak) koşulmasını kesinlikle affetmez, onun dışındakileri dilerse affeder." (Nisa, 4/45) Mürcie taraftarları, büyük günah bir mümine zarar vermez derken, Mutezile taraftarları; büyük günah sahibi mutlaka cezalandırılacaktır, Allah vaidinden (tehdidinden) dönmez, iddiasındadırlar. (Bk. Aliyyü’-Kâri, Şerhu’l-Fıkhi’l-Ekber, 161) Ehl-i Sünnet’e göre ise, (İmam Azam’ın dediği gibi) ALLAH, şirk dışındaki diğer günahları dilerse affeder, dilerse de o kişiye azap eder. Allah vadinden dönmez, ama vaidinden (tehdidinden) döner. Çünkü vadinden dönmek ayıptır/eksikliktir, ama vaidinden (tehdidinden) dönmek fazilettir/merhamettir. Kur’ân’da şöyle buyrulur: “O (Allah), kulların tövbelerini kabul edendir..”(Şura, 42/25) Allah günahkârların tövbelerini kabul edip, onları affedendir.
3-ALLAH SALİH AMELLERİN KARŞILIĞINI VERİR: Hiç kimsenin emeğini zayi etmez. Kur'ân'da Allah şöyle buyurur: "Ben sizden erkek ve kadının hiçbir amelini zayi etmem/boşa götürmem.." (Âl-i İmran, 3/195) 
4-RİYA ve UCUB, KİŞİNİN ECRİNİ/SEVABINI YOK EDER: İmam Ebû Hanife, burada şirk/irtidat dışında salih ameli iptal eden bazı günahlardan bahsetmektedir. Özellikle bunlardan iki tanesi çok tehlikelidir: Riya ve ucub. 
Sadece Allah için yapılması gereken salih amel, insanlara gösteriş (riya) ve şöhret (süm’a) için yapılırsa, söz konusu amel kabul edilmez/boşa gider. Ayrıca kendisini beğenen ve büyük gören (ucub sahibi) kişinin yaptığı amel de boşa gider. Allah ihlaslı ve mütevazı insanları sever ve onların amellerini kabul eder. 
Hadislerde bu iki konu şöyle geçmektedir: 
• "Sizin için en çok korktuğum şey, küçük şirke düşmenizdir, o da RİYADIR." (Ahmed b. Hanbel, V/428)
• "Allah bana, sizin MÜTEVAZI olmanız gerektiğini vahyetti (emretti). Ta ki, kimse kimseye zulmetmesin ve kimse kimseye karşı övünmesin." (Müslim, Cennet, 64 (2865))
• "Kıyamet günü hesabı ilk görülecek 3 kişidir: 
Önce Allah yolunda öldürülen getirilir. Allah ona nimetlerini tanıtır, o da tanır/hatırlar. Allah Teâlâ: “Bu nimetler içinde ne yaptın?” diye sorar; O kişi: “Senin uğrunda çarpıştım ve şehid oldum!” der. Allah: “Yalan söylüyorsun! Sen, cesur desinler diye çarpıştın, gerçekten de denildi” buyurur. Sonra emreder ve o kişi yüzüstü cehenneme atılır.
Diğer kişi, ilim öğrenip öğreten ve Kur'ân’ı okuyan birisidir. Allah ona nimetlerini tanıtır, o da tanır/hatırlar. Allah Teâlâ: “Bu nimetler içinde ne yaptın?” diye sorar; O kişi “İlim öğrendim ve öğrettim, senin için Kur'ân okudum!” der. Allah: “Yalan söylüyorsun! Sen ilmi, sana alim desinler diye öğrendin; Kur'¬ân’ı da, iyi okuyucu, desinler diye okudun ve gerçekten de denildi” buyurur.
Sonra emreder ve o kişi de yüzüstü cehenneme atılır.
BİR DİĞER KİŞİ DE, Allah’ın zengin kıldığı ve kendisine her türlü mal verdiği adamdır. Allah ona da nimetlerini tanıtır, o da tanır/hatırlar. Allah Teâlâ: “Bu nimetler içinde ne yaptın?” diye sorar; O kişi: “Senin istediğin/sevdiğin her yerde infak ettim ve malımı dağıttım” der. Allah: “Yalan söylüyorsun! Sen, cömert desinler diye dağıttın ve gerçek¬ten de denildi” buyurur. Sonra emreder ve o kişi de yüzüstü cehenneme atılır.”
(Ahmed b. Hanbel, II/321; Müslim, İmâret 152, (1905); Nesâî, Cihâd 22, (3137))

قال الامام ابو حنيفة :
"والمسحُ على الخفينِ سنةٌ، والتراويحُ في شهرِ رمضانَ سنةٌ . والصلاةُ خَلفَ كلِّ بَرٍ وفاجِرٍ من المؤمنينَ جائزةٌ. 
ولا نقولُ إنَّ المؤمنَ لا تضُرُهُ الذنوبُ. وإنهُ لا يدخلُ النارَ، ولا إنهُ يخلدُ فيها وإنْ كانَ فاسقًا بعدَ أنْ يخرجَ منَ الدنيا مؤمنًا، ولا نقولُ إنَّ حسناتِنا مقبولةٌ، وسيئاتِنا مغفورةٌ كقولِ المُرجِئَةِ ولكنْ نقولُ المسئلَةُ مُبَيَّنَةٌ مفصّلَةٌ: منْ عَمِلَ حسنةً بشرائِطِها خاليةً عنِ العيوبِ المفسِدَةِ والمعاني المبطِلَةِ، ولم يبطِلْها حتى خرجَ منَ الدُّنيا، فإنَّ اللهَ تعالى لا يُضَيِّعُها بلْ يقبَلُها منهُ ويثيبُهُ عليها. وما كانَ منَ السيئاتِ دونَ الشركِ والكفرِ ولمْ يتبْ عنها حتى ماتَ مؤمنًا فإنّهُ في مشيئةِ اللهِ تعالى إنْ شاءَ عذَّبَهُ، وإنْ شاءَ عفا عنهُ ولم يعذِّبْهُ بالنارِ أبدًا. والرياءُ إذا وَقَعَ في عملٍ منَ الأعمالِ فإنّهُ يُبْطِلُ أجرَهُ، وكذا العُجْبُ"

Bu yazı 2011 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar