EL-FIKHU'L-EKBER (AKAİD) DERSLERİ-4
Rıfat ORAL

Rıfat ORAL

EL-FIKHU'L-EKBER (AKAİD) DERSLERİ-4

24 Ekim 2017 - 23:56

(Kur’an’la ilgili bazı tartışmalar ve İmam Ebu Hanife’ye yapılan iftiralara cevaplar)

4-ALLAH’A İMAN (TEVHİD İNANCI);

İmam Ebû Hanife (el-Fıkhu’l-Ekber’de) dedi ki:
“KUR'ÂN-I KERÎM; ALLAH KELÂMI OLUP MUSHAFLARDA YAZILI, KALPLERDE MAHFUZ (EZBERLENMİŞ/KORUNMUŞ), DİL İLE OKUNUR VE Hz. PEYGAMBER'E İNDİRİLMİŞTİR. BİZİM KUR'ÂN-I KERÎM'İ TELAFFUZ ETMEMİZ, YAZMAMIZ VE OKUMAMIZ MAHLÛKTUR (yaratılmıştır, çünkü kulun fiilidir), ANCAK KUR'ÂN(‘ın aslı) MAHLÛK DEĞİLDİR (çünkü Allah kelamıdır). 
ALLAH'IN KUR'ÂN'DA BELİRTTİĞİ Hz. MUSA VE DİĞER PEYGAMBERLERDEN, FİRAVUN VE İBLİS'TEN NAKLEN VERDİĞİ HABERLERİN HEPSİ ALLAH KELÂMIDIR, ONLARDAN HABER VERMEKTEDİR. ALLAH'IN KELÂMI MAHLÛK DEĞİLDİR, FAKAT Hz. MUSA'NIN VE DİĞER YARATILMIŞLARIN KELÂMI MAHLÛKTUR. 
KUR'ÂN(‘ın aslı) İSE ALLAH KELÂMI OLUP, KADÎM VE EZELÎDİR.”

AÇIKLAMA: İmam Azam burada, eski bir tartışmaya cevap veriyor. O dönemde Mutezile mezhebi, tevhid inancı, adı altında ortaya şöyle bir görüş atmıştı: “Allah’ın sadece zatı vardır. Sıfatlarına gelince Allah kudret sıfatı ile diğer sıfatlarını yaratır. Allah’ın kelam sıfatı da mahluktur, Kur’ân’da mahluktur.” Bu görüş İslam aleminde gereksiz bir tartışma başlattı ve zihinleri meşgul etti. Ortaya atılan bu yeni görüşe İmam Azam Ebu Hanife başta olmak üzere, diğer müctehid imamlar ve alimler şiddetle karşı çıktılar. Tartışmalarla alimleri ikna edemeyen bu mezhep (görüş) sahipleri H. 212‘de Abbasi halifesi Memun’u da kullanarak fikirlerini/düşüncelerini zorla başkalarına kabul ettirmek istediler. Kabul etmeyen müctehid imamlar hapse atıldı ve işkenceler yapıldı. Bu baskı (mihne) döneminde yaşayan başta İmam Ahmed b. Hanbel olmak üzere bir çok alim yıllarca zindanlarda kaldı ve işkence gördü. Hatta Buhari, bu alimler ve çektikleri sıkıntılarla ilgili bir kitap telif etti. Akla ve düşünce hürriyetine çok önem veren Mutezile mezhebi taraftarları maalesef o dönemde akla ve düşünce hürriyetine en büyük parangayı vurmuş ve yasak koymuşlardı. 
İmam Azam, kendi döneminde ortaya atılan bu görüşlere Fıkh-ı Ekber’de cevap verdi ve ALLAH KELAMI olarak Kur’ân’ın ne anlam ifade ettiğini açıkladı. Bilindiği gibi İslâm alimlerinin büyük çoğunluğuna göre ALLAH’IN SIFATLARI ezeli ve ebedidir. ALLAH’IN KELAMI da, zati sıfatı olup ezeli ve ebedidir. Allah zamandan ve mekandan münezzeh olarak harfsiz, kelimesiz ve sessiz konuşur. Ancak sözlerinin insanlar tarafından ANLAŞILMASI için harfler, kelimeler ve sesler yaratır, sonra insanlar onu duyarak veya okuyarak Allah’ın kelamı KUR’ÂN’I anlarlar. Bu bağlamda Kur’ân’ın mushaflardaki/kitaplardaki YAZIYA, dillerdeki SESE, akıl ve kalplerdeki EZBERE (hıfza) dönüşmüş şekli mahluktur. Çünkü bunlar insanların fiilleridir. Ama öz itibariyle (kelamullah olan) KUR’ÂN mahluk değildir. Bu iki konuyu birbirinden ayırmak gerekir. Ehl-i sünnet uleması burada ince bir ayırım yaparak söz konusu görüşlere cevap verdiler. Mutezile mezhebinin taraftarları yüzyıllar önce tükenip bugün kalmadığı için onların görüşleri de kitaplarda ve satır aralarında kalmıştı.
BİR İFTİRAYA CEVAP: Bu konu ile ilgili İmam Azam’a yapılan iftirayı da burada zikretmeden geçmemek gerekir. Onun ilim ve ictihaddaki üstün başarısı sebebiyle Ehl-i hadisten bazı kişiler tarafından ksıkanıldı/haset edildi ve onu itibarsızlaştıracak sözler söylendi, hatta bunlar bazen hakaret ve iftira boyutuna ulaştı. Bunlardan birisi de, onun “Kur’ân mahluktur,” dediği ve “Mürcie olduğuna” dair iftiralardır. O imam “Amel imandan bir cüz değildir, iman kalp ile tasdik ve dil ile ikrardır” dediği için ona Mürcie yakıştırmasında bulundular. Halbuki el-FIKHU’L-EKBER başta olmak üzere bir çok kitabında Kur’ân’un mahluk olmadığını açıklamış (yukarıda geçtiği gibi), hatta kim bunu derse kafir olur demiş ve kendisinin de Mürcie olmadığını bizzat söylemiş ve bununla ilgili bir çok ilim adamına mektuplar yazmıştı. Bunlardan birisi de o dönemin müctehidlerinden Osman el-Betti’ye yazdığı mektuptur ki orada bu iftiralara cevap veriyordu. Bu iftiraları maalesef Abdullah b. Ahmed b. Hanbel’in “es-Sünne” ve Hatib el-Bağdadi’nin Tarihu’l-Bağdad isimli kitaplarında da görüyoruz. Bu iftiraları ispat için isnadlı bazı rivayetler zikretmektedirler ki, maalesef bu şekilde İSNADIN KÖTÜYE KULLANILMASI ve istismar edilmesi sonucunda İslam tarihinde yeni tartışmalar başlamıştır. Muhammed Zahid el-Kevseri “Te’nibu’l-Hatıb” adlı kitabında Hatıb el-Bağdadi’nin İmam Azam ile ilgili rivayetlerinin tahriçlerini yaparak uydurma ve zayıf olduklarını ortaya koymuştur. Çünkü bu rivayetlerin senedleri meçhul kişilerle doludur. Ayrıca günümüzde Dr. Said b. Salim el-Kahtanî tarafından, es-Sünne kitabındaki isnadların tahricleri de yapılmıştır. Bu isnadların uydurma-zayıf rivayetler olduğu ve senedlerin meçhul kişilerle dolu olduğu gerçeği Dr. Said b. Salim’in bütün çabalarına rağmen gizlenememiştir.
Şimdi şunu sormak gerekir, bu tür uydurma ve zayıf delillerle nasıl oluyor da, büyük bir İmama dil uzatılıyor ve iftira ediliyor?

İmam Şafii’nin DİVAN’ındaki şu şiiri adeta onlara cevap veriyor:
لقد زان البلادَ ومن عليها - إمَامُ المسْلِمينَ أبُو حَنِيفة
بأحكامِ وآثارِ وفقهٍ - كآيَاتِ الزَّبُورِ عَلَى الصَّحِيفَة
فما بالمشرقين له نظيرٌ - ولا بالمغربين ولا بكوفه
فَرَحْمَة ُ رَبِّنا أبداً عَليْهِ - مَدَى الأَيَّامِ مَا قُرِئَتْ صَحِيفة

“Ülkeleri ve içindeki halkları süsledi / Müslümanların İmamı Ebu Hanife,
Hükümler, eserler ve fıkıh ile / Sanki onlar bir sayfaya yazılan Zebur ayetleri gibiydi,
Ne iki doğuda onun bir benzeri (alim) vardı / Ne iki batı’da, ne de Kufe şehrinde,
Rabbimizin rahmeti ebediyyen onun üzerine olsun / Sayfanın okunduğu günler (asırlar) boyunca.”

BİZ DE O BÜYÜK İMAMI SEVİYORUZ. İSLÂM TARİHİNDE YAPTIĞI HİZMETLERİ TAKDİR EDİP KENDİSİNE DUA EDİYORUZ.
قال الامام ابو حنيفة :
"والقرانُ كلامُ اللهِ تعالى في المصاحِفِ مكتوبٌ، وفي القلوبِ محفوظٌ، وعلى الألسُنِ مقروءٌ، وعلى النبيِّ عليهِ الصلاةُ والسلامُ مُنـــزَّلٌ، ولفظُنا بالقرانِ مخلوقٌ، وكتابتُنا لهُ مخلوقةٌ، وقراءتُنا لهُ مخلوقةٌ، والقرانُ غيرُ مخلوقٍ . وما ذكرَهُ اللهُ في القرءانِ حكايةً عن موسى وغيرِهِ منَ الأنبياءِ، وعن فِرْعَوْنَ وإبليسَ، فإنَّ ذلك كلَه كلامُ اللهِ تعالى إخبارًا عنهم، وكلامُ اللهِ تعالى غيرُ مخلوقٍ وكلامُ موسى وغيرِهِ منَ المخلوقينَ مخلوقٌ، والقرانُ كلامُ اللهِ تعالى فهوَ قديمٌ"

Bu yazı 1430 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar