Babamın meyveleri taksim yöntemi...
Şükrü ULUTAŞ

Şükrü ULUTAŞ

Babamın meyveleri taksim yöntemi...

06 Mayıs 2020 - 20:23

Biz on kardeşiz. Dedem ve ninem de bizimle birlikte kalıyordu. İyi ki de on kardeştik ve iyi ki de dedem ve ninemle birlikte yaşıyorduk. Dedem ve ninemin hayatta olduğu, on çocuğun birlikte yaşadığı o günlerin tadına diyecek yoktu.

Çocukluğuma dair unutulmaz hatıralarımdan biri babamın aile fertleri arasındaki meyve taksimat yöntemidir.

Bizim evimiz Köyceğiz'de Sakarca denilen tenha bir yerde. En yakın yerleşim yerine 10 km uzaklıkta. Babam genelde kendi sırtında taşıyarak bu kadar yolu yaya olarak yürüyerek eve getiriyor meyveleri. Meyve de tabii olarak öyle çok çeşitli olmuyor. Portakal, mandalina ve elma dışında pek meyve alınmıyor pazardan. Çünkü evde zaten incir, üzüm, armut, nar vs. kendi ağaçlarımızda mevsiminde yetişiyor. Muz ise çok pahalı öyle herkes alamıyor. Hoş, alma imkanı olsa bile o kadar yükü 10 km sırtta taşıyarak eve getirmek hiç de kolay değil.

Babam eve geldiğinde gömlekleri su gibi ter oluyor. Ancak bir süre çok çok su içerek vücudu normale dönüyor. Evde elektrik yok. Akşam yemek yendikten sonra gazı bitmemişse lüksün (bizdeki telaffuzu löküz) ya da gaz lambasının, aksi takdirde çıranın aydınlığında babam başlıyor getirdiği meyveleri adam sayısına göre öbek öbek ayırmaya.

Köyceğizin pazarı pazartesi günleri olduğu için genelde pazartesi akşamları yaşanıyor bu durum. Babam meyveleri 14 ayrı ve eşit hisseye ayırdığında küçük kardeşlerden birine arkasını dönmesini söylüyor. Bu dönen çocuk bazen ben oluyorum bazen başka bir kardeşim.

Ve babam daha önceden ayırdığı o hisselerden birine dokunup soruyor.

"Bu kimin?" O arkasını dönen çocuk kimin ismini söylerse o hisse sahibini buluyor. Payını alan sevinçle meyvelerine kavuşuyor. Tüm paylar sona erinceye kadar bu durum devam ediyor.

İş burada bitmiyor. Bazıları hemen büyük bir iştahla kendi hissesine düşen meyveleri o gün bitiriveriyor. Ama bazıları ise meyvelerden bir kısmını yedikten sonra bir kısmını bir yerlere saklıyor. Bu şekilde portakalı, mandalinayı ya da elmayı günlerce kokladığımız, kucağımıza alarak uyuduğumuz geceler çoktur.

İlk gün meyvelerinin tamamını yemeyip de bir yerlere saklayanları bir tehlike bekliyor. O sakladıkları meyveler başkaları tarafından bulunup bazen sahibine haber vermeden kimsenin bulamayacağı bir yere (bulanın midesine) itinayla saklanabiliyor. Bazen de çeşitli vaadlerle meyveler pazarlık konusu yapılıyor. Ama genelde meyvelerin sahipleri kendi içlerinden gelerek paylaşıyorlar meyvelerini. Özellikle de yaşı büyükler küçüklerle. Çünkü özellikle küçük bir kardeşin sevinmesine vesile olmak insana tarifi imkansız bir huzur veriyor.

Böylece babamın adaleti zaman zaman ihlal edilse bile kardeşlerin birbirleriyle paylaşması, sevgi ve merhametin daha da çoğalmasına ve bir rahmete dönüşüyor.

Adalet çok güzel... Aile efradının birbirlerini candan sevmesi ise tarif edilemez bir güzellik.

Allah hayatta olan anne baba ve kardeşlerimize hayırlı ve uzun ömür nasip eylesin. Vefat edenlere rahmeti ile muamele buyursun. Haklarını ödeyemezsek de onlara haksızlıktan etmekten bizleri muhafaza eylesin.

Allah ailenize cennette de devam edecek huzur, bolluk ve bereket versin. Aile efradınız arasında hiç bitmeyen, gittikçe artan sevgi, saygı ve muhabbet nasip eylesin. Ağız tadınız hiç bozulmasın.

Benim babamın adı Salih. Allah bizleri salihlerden ve muslihlerden eylesin.

Bu yazı 104 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar