Bilicesin... Onu da bilicesin...
Şükrü ULUTAŞ

Şükrü ULUTAŞ

Bilicesin... Onu da bilicesin...

04 Mayıs 2020 - 02:44

Köyceğiz'de İmam Hatip Ortaokul birinci sınıfa yeni başlamıştım. Cuma akşamı eve geldim. Hafta içi bir tanıdığımızın evinde kalıyorum. Servis ile okula gidip geliyorum.

Cumartesi sabah evde iş bölümü yapılınca bana da değirmene gitmek görevi düştü. Değirmen evimize bir buçuk saat kadar uzaklıkta. Kendisine "gır gatır" dediğimiz emektar katırımızı semerledim. Bir çuval buğdayı bir tarafa, bir çuval darıyı da diğer tarafa yükledim ve yola koyuldum.

Değirmen her zaman açık olmayabiliyor. Bu sebeple "İnşallah kapalı değildir" diyerek çoğunluğu patika olan yollardan giderek değirmene geliyorum. Yuvarlak çayının yanında bir su değirmeni. Çuvalları indirip, değirmene doğru yöneliyorum.

Değirmenin içinde yaşlı bir amca var. Değirmenin sahibi. Selam verdim. Amca çuvalın birini alıp değirmene boşalttı. Zahire un olmaya başlayınca değirmenci amca değirmenin gürültüsü eşliğinde benimle sohbet etmek istedi. Bana sordu.

"Nerde okuyorsun?"

"Köyceğiz İmam Hatip'te" dedim.

"Öğretmenleriniz arasında Süleymancı var mı" sorusuna "Bilmiyorum" cevabını verdim.

Değirmenci amca birden kaşlarını çattı. "BİLİCESİN. ÖĞRETMENLERİN ARASINDA SÜLEYMANCI VAR MI BİLİCESİN." dedi.

Bir kaç misal vererek sürdürdü konuşmasını.

"TÜRKÇE ÖĞRETMENİN VAR MI?" "Olmaz mı tabi ki de var" dedim.

"MATEMATİK ÖĞRETMENİN VAR MI?" "Var tabi ki"

"İNCİLİZCE ÖĞRETMENİN VAR MI?" "O da var"

Amca belki değirmendeki gürültüyü bastırmak için belki de öfkelendiği için sesini biraz daha yükselterek şöyle bağlıyordu konuşmasını.

"NASIL Kİ TÜRKÇE, MATEMATİK, İNCİLİZCE ÖĞRETMENLERİNİ BİLİYOSUN. OKULUNDA NE KADAR SÜLEYMANCI ÖĞRETMEN OLDUĞUNU DA BİLİCESİN. BİLİCESİN... ONU DA BİLİCESİN..."

Ben tekrar çuvalları katırımıza, soruları aklıma yükleyerek değirmenci amcanın ellerini öperek değirmenden ayrıldım.
Dönüş yolunda omzumda bir sorumluluk hissettim. Amcanın sözlerini defalarca tekrar ettim.

Tabi hiç bir öğretmenime "Siz Süleymancı mısınız?" sorusunu sormadım. İmam Hatip Lisesinde Süleymancılığı öven bir öğretmen de hiç görmedim. Ama İmam Hatip'te okuduğum için bana da diğer arkadaşlara da çevreden "Süleymancı" diyenler oluyordu. Ben de bazen sinirlensem de mahiyetini bilmediğim için genelde gülüp geçiyordum.

Sonradan araştırıp soruşturunca İmam Hatiplileri pek de sevmeyen, istisnaları olmakla beraber genelde İmam hatiplilerin arkasında namaz bile kılmayan bir grup olduğunu üzülerek öğrendim.

Ben bir İmam Hatipli olarak bu ümmetin birliğini, beraberliğini istiyorum. İnşallah namaz kılarken bile ayrı çeken böyle insanlar hiç kalmamıştır. Müslümanların tefrikaya düşmemesi, birbirlerini Allah için sevebilmeleri ve hayırda, iyilikte işbirliği yapabilmeleri günümüzün en hayati meselelerinden olmaya devam etmektedir.

Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum.

"Müslümanları seven, ümmet olma şuuruna sahip, bu ümmetin karşısında değil, yanında yer alan herkese çok büyük bir muhabbet duyuyorum."

Bir kişi herhangi bir sosyal grup içinde olmayı tercih edebilir. Ümmetin yanında yer aldığı sürece bunda bir sorun yok. Ancak tefrika peşinde olan Süleymancı veya başkaları varsa onlara da diyorum ki:

"Yanlıştan dönün. Yoksa değirmenci amca size kızıp, çocuklara bağırıp, çağırıyor. Çocukların en güvende olduğu İmam Hatip'te sizin onlara zarar vereceğinizden korkarak."

Bu yazı 285 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar