En büyük duam... Önce eşim ölsün sonra ben öleyim...
Şükrü ULUTAŞ

Şükrü ULUTAŞ

En büyük duam... Önce eşim ölsün sonra ben öleyim...

18 Mayıs 2020 - 05:16

Böyle dua ederdi Hakkı amca. Beş vakit namazını camide kılmaya özen gösterirdi. Ama namaz bitince caminin bahçesinde hiç oyalanmaz, lafa dalmazdı. Hiç kimsenin evine ziyarete gitmezdi. "Evde benim bekleyenim var" diyerek hemen evine giderdi.

Ben köye geldiğimde köylüler, on iki yıldır hasta olan hanımına özenle baktığını söylediler Hakkı amcanın. Özellikle de kadınlar Hakkı amcayı tekrar tekrar takdir ederek söylediler bana onun yıllardır yatalak eşine baktığını. Kaldığım iki yıl boyunca da Hakkı amca emanet olarak gördüğü hasta hanımına gözü gibi bakmaya devam etti. Böylece toplam on dört yıl oldu.

Gayet mutlu ve sağlıklı bir şekilde geçinip giderlerken, dayanılması zor bir haber üzerine elleri, ayakları tutmaz olmuş, dilleri konuşamaz duruma gelmiş hanımının. Hiç şikayet etmeden, çok büyük bir itinayla hanımına bakmayı kendisine çok büyük bir manevi vazife ve ibadet olarak addetmiş haklı olarak.

Bir gün namazdan sonra beni davet etti evine. Evi tertemizdi, pırıl pırıldı. Her şey gayet düzenli, intizamlıydı evde. Kadın eli değmiş gibi derler ya hani, o kadar muntazamdı her şey.

Yatalak hanımının yanına girdikten bir süre sonra Hakkı amca bana "Buyur hocam" dedi. Rahatsız etmek istemediğimden çekine çekine girdim odaya. Ben gösterilen yere otururken, oturur bir vaziyete getirdiği hanımına beni tanıttı. "Çekinmene gerek yok bitanem. O bizim hocamız. Senin evladın sayılır." dedi.

Saygı dolu ve sevinir bir şekilde bana baktı teyze. Gözleriyle bir şeyler demek ister gibiydi. Ben de bana "hoş geldin" demek istediğini varsayarak "hoş bulduk " deyip ona sağlık ve afiyet içerikli bir duada bulundum.

Asıl benim dikkatimi çeken husus, seksen yaşlarında olan Hakkı amca hanımı ile ilgilenirken ona o kadar güzel kelimelerle hitap ediyordu ki ben bu sözleri duydukça memnuniyetten uçacak gibi oluyordum. Hanımına "canım, tatlım, bitanem, güzelim" gibi ifadelerle hitap ediyor, gözünden yaş akarsa hemen siliyor, onu mutlu etmek için adeta gözlerine bakıyordu. Artık hanımının gözlerindeki bakışların okur yazarı olmuştu.

Rahatsızlık vermek istemeden bulunduğum bu kısa ziyaretimde hanımına gerçekten çok büyük sevgi duyan, gönülden hürmet eden, onun mutluluğuna kendini adamış ak sakallı, ince ruhlu, engin gönüllü kendisine hayran kaldığım hikmetli bir Müslüman şahsiyet gördüm. Böyle bir kişi ile tanışmış olmaktan bu toplum adına o kadar mutlu oldum ki, kelimelerle anlatılamaz.

İzin isteyerek evden ayrıldım. Bir sonraki namaz bitince de takdirlerimi ilettim kendisine. Çünkü evde başka hiç yardımcısı yoktu. İlerlemiş yaşına rağmen yemekleri pişiriyor, bulaşıkları yıkıyor, evi temizliyor, çamaşırları yıkıyordu. Hatta bana bir seferinde demişti ki "Hanım hareket edemediği için benden hayli kilolu... şikayet etmiyorum ama onu hareket ettirmek için hayli zorlanıyorum." Elbette böyle bir hastanın lavabo ve yıkanma ihtiyaçlarını da hesaba katınca takdir hissi kat kat artıyor insanın. Ayrıca namazları da genelde camide cemaatle eda ediyor. Yanık sesi ile müezzinliği de çok tatlı oluyor.

"Bu kadar hizmeti hiç şikayet etmeden yapmayı nasıl başarıyorsun " dedim kendine bir gün. Dedi ki: "Hocam benim başıma aynı durum gelseydi ben inanıyorum ki o da aynısını yapardı. Biz birbirimizi çok severdik. O böyle olmayı kendi tercih etmedi ki. Biz imanlı kişileriz. Başa gelen çekilir. O bana Allah'ın emaneti. Siz demiyor musunuz hocam emanete sahip çıkın diye... Hem bakmayıp da ne yapacağım? Elbetteki bakacağım... Hem de ona gözüm gibi bakacağım. O benim, canım, o benim bitanem... " dedi.

Ama çok dertliydi Hakkı amca. "Ya ben erken ölürsem. Kimse hanımımın gözünden anlayamaz. onu üzerler, bakamazlar" diye çok üzülürdü. Çocuklarımın hiç biri onu mutlu edemez diye göz yaşı dökerdi. Bu yüzden de "EN BÜYÜK DUAM... ÖNCE EŞİM ÖLSÜN SONRA BEN ÖLEYİM..." derdi. En büyük amacı hanımının üzülmesine engel olmaktı.

Hakkı amcanın duası kabul edildi. Ben o köyden gittikten bir süre sonra hanımı vefat etti. Eğer Hakkı amca hayattaysa kendisine sıhhat ve afiyet diliyorum.

Hani sürekli "erkek vahşeti", "erkek dehşeti"," erkek şiddeti" haberleri duyuyoruz, okuyoruz ya. Toplumumuzda böyle "erkek şefkati", "erkek merhameti", "erkek hürmeti" içeren örnekleri de var. Hem haber yapanlar hem de eşlerine şiddet uygulayanlar bu örnekleri görmezlikten gelmesinler.

İyi haberleri çoğaltalım ki iyilik artsın. Kötülüğün reklamını yapmadan iyileri çokca anlatalım ki dünyada iyilik hakim olsun.
İyiler ve iyilik hak ettiği değeri bulsun.

Hakkı amcaların örnek alınmak, takdir edilmek, değer verilmek hakkıdır.

Bu hakka saygı duyalım...

Bu yazı 294 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar