Hocam bu köyün bir ezan okuma usulü vardır...
Şükrü ULUTAŞ

Şükrü ULUTAŞ

Hocam bu köyün bir ezan okuma usulü vardır...

29 Nisan 2020 - 22:08

Bir köyde imam olarak görev yapmaktayım. Günlerden cuma. Camide cuma namazı öncesi sohbet ediyorum. Ezan vakti yaklaşınca her hafta ezan okuyan amcayı arıyor gözlerim. Onu göremiyorum ama köyde sürekli ikamet etmeyip zaman zaman şehirden köye gelip çok da güzel ezan okuyan bir amcayı görünce "tamam vakit gelince bu amcaya ezan okumasını rica ederim" diye konuyu kendimce çözüp sohbete devam ediyorum.

Ezan vakti gelince bir başka amca yerinden kalkıp "Hocam ezanı okuyayım mı" deyince önceki yaptığım plana sadık kalarak "Amcacığım sen zaten köydesin. Seni başka zaman dinleyelim. Zaten ara sıra ezan okuyorsun. Bu gün müsaade edersen ezanı şehirden köyümüze gelen falanca okusun" diyorum. O amca yerine otururken benim kendisine ezan okumasını teklif ettiğim amca "Hocam isterseniz o okusun. Ayağa da kalkmıştı." dese de ben tamamen iyi niyetle, başıma açılacak bir çok soruna sebep olacağından habersiz onun okuması konusunda ısrar ediyorum. O da yerinden kalkarak ezan okumaya gidiyor. Laf aramızda köydeki ezan okumak isteyen amca da ezan okumayı tam da beceremiyor.

Bu arada tam da karşımda muhtar var. Ezan başlar başlamaz gözüme muhtarın yüzü çarpıyor. Muhtarın yüz ifadesi bir şeylere çok kızdığını açıkça belli ediyor. Ben "Bir yerlerde yanlış yaptım ama hadi hayırlısı. Çok geçmeden ortaya çıkar nasıl olsa" diye düşünüyorum.

Çok güzel şekilde okunan ezan bitiyor. Namazı kılıyoruz. Normalde namaz sonrası camide muhtarla mutlaka kısa da olsa sohbet ederiz. Karşılıklı hal hatır sorarız. Bu gün benim anlayamadığım anormal bir şeyler olduğu için namaz sonrası muhtar çoktan camiden çıkıp gitmiş. Oysa ben muhtarla aramın bozulmaması için azami gayret gösteriyorum. Babamın bana ısrarla söylediği şu sözün de etkisiyle "Bir köyde herkesle aran bozuk olsa bile muhtarla mutlaka iyi geçin."

Camiden çıkınca cemaatten bir topluluk etrafımda hemen toplandılar. Bana dediler ki "Hocam sen ne yaptın? Sen çok kötü bir şey yaptın? " Ben de dedim ki "Ben bir yanlış yaptığımın farkındayım ama nerede yanlış yaptım. İşte onu çok merak ediyorum."

Merakımı hemen giderdiler ama bu sefer benden hiç gideremeyecekleri derecede hayret etmeme sebep olan bir cevap verdiler.

"Hocam bu köyün bir ezan okuma usulü vardır. Normalde ezanı muhtarın amcası okur. O yoksa muhtarın eniştesi okur. O da yoksa sıra diğer eniştesine geçer. Ama sen ne yaptın? Bu sırayı atladın bir de gittin ezanı önceki muhtara okuttun. Artık sana bu köyde huzur vermezler."

Her zaman ezanı hemen okuyan muhtarın amcası meğer bana ne büyük iyilik yapmaktaymış. O gün çok hastalandığı için camiye gelemeyince anladım o amcanın önemini. İlk sıradaki enişte de o gün köyde yoktu. İlk iki sıradakiler ezanı fena okumuyorlardı. Diğer eniştenin ezan okumasındaki eksiklik sebebiyle benim tarafımdan tercih edilmeyip, ezanı bilmeden önceki muhtara okutmuş olmam büyük bir krize dönüştü.

O günden sonra ne yaptıysam o köyde eski huzuru bulamadım. Köylü tarafından çok sevildiğim halde muhtar tarafından bir çok sıkıntılara maruz bırakıldım. Nihayetinde Allah bana yardım etti. Girdiğim bir sınavı kazanmayı lutfeyledi. Köylülerin göz yaşları arasında bir süre sonra o köyden ayrıldım.

Kulaklarımda babamın sözleri, zihnimde yaşadığım tecrübenin izleri vardı.

Dr. Mehmet Ali SARI Hocamız ezanı okuma usulü olarak her ne kadar "muhtasar, müfid " olmasını müezzinlerimize tavsiye etmekte ise de işte bir de böyle bir ezan okuma usulü mevcut.

Böyle bir usulün dünyanın hiç bir yerinde kalmaması dileğiyle...

Bu yazı 239 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar