İstemeye istemeye gittiğim bir davette yanlışımı fark ettim
Şükrü ULUTAŞ

Şükrü ULUTAŞ

İstemeye istemeye gittiğim bir davette yanlışımı fark ettim

06 Mayıs 2020 - 05:20

2005 yılında askerliğimi Erzurum Oltu ve Ardahan Göle'de kısa dönem olarak yaptım. Askerlik görevim bittikten sonra nerede bir "Cağ kebabı" dükkanı görsem, yanımdakilere dönüp "O kadar abarttıklarına bakmayın. İnsanlara çiğ çiğ et yediriyorlar" dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Çünkü cağ demek sanki çiğ demekti benim için.

Zannedersem 2013 yılında vaiz olarak görevde olduğum Etimesgut ilçesinde bir pazar günü cemaatinin çoğunluğu Erzurumlu kardeşlerimizden oluşan Hüdaverdi Camiine öğle vaazı için gittim. Birbirinden harika iki kıymetli hocamız görev yapmaktaydı bu camide: Abdullah Karakökçek ve Burhan Esen Hocalarım. Daha önce karşılaşmış olabiliriz ama ilk esaslı tanışmamız o gün olmuştu bu çok kıymetli hocalarımızla.

Öğle namazından sonra Erzurumlulara ait bir derneğin belli periyotlar halinde dernekte programı olduğunu, bu programda benim de olmamın uygun olacağını söylediler. Belki de benim hayır dememe engel olacağını düşünerek "Cağ kebabı da var hocam" dediler. O ana kadar davete seve seve gitmeyi düşündüğüm halde "cağ kebabı"nı duyar duymaz gitmemek isteği belirdi içimde.

Ama Hocalık vazifesinin ağırlığı, davete hayır demenin nezaketsizlik olarak anlaşılacağı endişesi, bu ilçede henüz yeni göreve başlamış olmam ve hocalarımın nezaket dolu davranışları sebebiyle kerhen bu davete iştirak ettim. "Bir uğrayayım, ikram kısmı başlayınca da müsaade ister kalkarım ya da az bir şey alır zor da olsa mecburen onu yerim" diye düşünerek yakında bulunan derneğe vardım.

Beni bu derecede endişelendiren 2005 yılında askerlik yaparken Oltu'da yaşadığım şu olaydı. Oltu'da 500 civarında kısa dönem askeriz. Bir aylık acemiliğimizi tamamladık. Bir günlük çarşı iznine çıktık. 500 asker Oltu'da bir günlüğüne çarşı iznine çıkarsa hangi yemeği tercih ederler? Tabi ki de Cağ kebabı. Biz de öyle yaptık.

En büyük talihsizliğimiz beraber oturduğumuz hiç bir arkadaş daha önce hiç cağ kebabı yememişler. İlk defa cağ kebabı yiyeceğiz ve iştahla bekliyoruz. Nihayet cağ kebabı geldi. Ama hepimizde büyük bir hayal kırıklığı. Hiç pişmeden çiğ eti koymuşlar önümüze. Biraz zar zor yedik. Etrafımızdaki masalara baktık. Onlar da bizimkinden farksız. Söylene söylene ve bir daha cağ kebabı yemeyiz diyerek hesaplarımızı ödeyerek lokantadan ayrıldık.

İşte bundan dolayı çok telaşlıyım. Bir an önce buradan gitmek istiyorum. Yanımızda çok muhterem, saygıdeğer, yaşlı cami derneği başkanı amcamız var. Biz varınca fazla vakit geçmeden "Kaç şiş olsun Hocam" diye sordular. Ben kem küm edip "Bir tane alırım" deyince "Olur mu Hocam en az beş şiş almalısın" diyorlar yanımızdakiler. Ben dışımdan "hele bir tanesi gelsin bakarız" derken içimden de "Çiğ etin nesini seviyorlarsa bu kadar" diyorum.

Sofraya cağ kebapları gelmeye başlayınca anlıyorum Oltu'daki lokanta'da bize yapılan yanlışı. Yıllarca "Cağ kebabı demek çiğ kebap" derken bu sözümdeki yanlışımı. Çünkü Oltu'da bize cağ kebabı diye sunulan çiğ etlerle Etimesgutta yediğimiz bu harika lezzetin arasında Palandöken dağları kadar fark var.

Kısa süre sonra Altındağ'da Hüseyin Gazi'de KEDDER'e konuşma yapmak üzere davet edildim. Toplantıya az bir vakit kala ciddi şekilde açlık hissetmeye başladım. Ne yapayım diye düşünürken etrafı şöyle bir dolaşayım dedim. Etrafta sadece cağ kebabı dükkanları var. Etimesgut'ta dernekte düşüncem çok değişmiş olsa da yine de cağ kebabı için lokantaya gitmek hususunda içimde bir ürkeklik var. Bir de Altındağ Karapürçek'te imam Hatip olarak görev yaparken dolmuşla bu yoldan geçerken defalarca cağ kebabı aleyhinde söylediklerimin mahcubiyeti var.

Neyse vakit daralıyor. Açlıktan elim ayağım titriyor. Bir şeyler atıştırmam şart. Bu lokantada kısa sürede öyle kaliteli bir hizmet alıyorum ki cağ kebabıyla ilgili tüm olumsuz düşüncelerimi kökünden kazıyıp atıyor bu işyerinde çalışanlar.

Bu sebeple hiç tereddüt etmiyorum Erzurum'lu çok muhterem Veysel Tosun hocam Etimesgut'ta cağ kebabı daveti yaptığında.

Artık dışarıda yemek yiyeceksek, cağ kebabı seçeneklerin ön sıralarında yer alıyor.

Bu konuda aileme yıllardır verdiğim yanlış bilgiden kaynaklı hatamı telafi etmeye çalışıyorum.

Cağ kebabından, Cağ kebabı üreticilerinden, cağ kebabı sevenlerinden sorumluluğu üstlenerek özür diliyorum.

Ama bu yanlışa düşmeme sebep olan lokantacı kardeşlerimiz de işlerini iyi yapsınlar. Yoksa bizim gibi misafirler belki çağlarca bir tecrübenin neticesinde ortaya çıkmış "cağ kebabı" gibi çok kaliteli bir ürün hakkında, yıllar sonra ancak düzelen ya da hiç düzelmeyen olumsuz kanaate sahip oluyorlar.

Bir çok konuda olduğu gibi sadece olumsuz bir örneği esas alıp genelleştiriveriyorlar. Acele karar verme hatasına düşüyorlar.

O kadar güzel pişen "cağ kebabı"na çiğ diyorlar, kendi çiğliklerini unutarak.

Tıpkı benim yaptığım gibi.

Kim bilir tek hak din mahza nimet olan İslam dinini yanlış kişilerden tanıdığı için ömrü boyunca İslam'ı kötü zanneden dünya üzerinde nice insan vardır. Belki de onların hidayeti bizden gelecek ısrarlı bir davete bağlıdır.

Bir soru ile bitirelim yazımızı

Doğru bir yolun yanlış temsilcisi ile karşılaştığımız için bir çok doğru yola ya da müstakim yolculara önyargı ile bakıyor olabilir miyiz acaba? Bu yüzden kendimizi bir çok iyilikten mahrum ediyor olabilir miyiz?

Yanlıştan dönmek ve doğruyu bulmak için düşünmeye değer.

Bu yazı 329 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar