Kaşınmasına kaşındım ama cezam da çok ağır oldu
Şükrü ULUTAŞ

Şükrü ULUTAŞ

Kaşınmasına kaşındım ama cezam da çok ağır oldu

15 Mayıs 2020 - 03:11

Haftalık izin günüm salıydı. Köyde bakkal, manav, fırın olmayınca haftalık ihtiyaç için izin günümde şehre giderdim. Bir haftalık ihtiyacımı alarak dolmuşla görev yaptığım köye dönerdim.

Bir salı günü hanımla beraber şehre gittik. O şehirde kaldı ben de geri döneceğim. Geri döneceğim dönmesine de vücudumda bir kaşıntı başladı. Tedavi olayım, ilaçlarımı alıp, köye öyle döneyim dedim. Hemen bir hastaneye gittim.

Hastanede cildiye bölümünde hiç sıra yok. Çok sevindim çünkü benim de çok vaktim yok. Dolmuşu kaçırırsam işim çok zor.

Muayenehaneye girdim. Doktor Beye sadece bir cümle söyledim ki, hemen reçete yazmaya başladı. Ben dedim ki, "Sırada kimse yok. söyleyeceklerim de çok uzun değil. Bir dinleseydiniz." Bu sefer sadece vücudumda kaşıntı olan bir bölgeye baktı ve "Hocam siz hiç yorulmayın. Ben anlayacağımı anladım. Siz hiç nefesinizi tüketmeyin. Ben size çok etkili bir ilaç yazdım. Kaşıntıyı tamamen bitirir. Endişeye mahal yok." dedi.

Sıra da olmadığı halde meramımı tam olarak anlatamadan elime aldığım reçeteyle eczaneye gittim. ilacımı alarak köyün yolunu tuttum.

Köye gelince içme suyu almak için caminin yakınlarındaki çeşmeye gittim. Suyu doldurdum eve geldim ama hava çok soğuk. Sokaklarda kimsecikler yok. Hiç kimseyle karşılaşmadan eve girdim.

Bir kaç domates yıkayıp tuza banarak ekmekle birlikte yedim ki hemen ilacımı kullanabileyim. Sıradaki namaz akşam namazı. Bir an önce kaşıntıdan kurtulmak için hemen ilacımı kullanıp camiye yetişmek istiyorum.

İlaç dediğim küçücük bir kutu. Açınca minicik hapları görüyorum. Onlardan bir tanesini alıp yutunca çok geçmeden çok yönlü ağrılarım başlıyor. Baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik peşinden çok affedersiniz midem bozuluyor. Ayağa kalkacak dermanım kalmıyor. Kelimenin tam anlamıyla hapı yutuyorum.

Hiç kimseyi arayamadan ve kimseye haber veremeden ölü gibi yatıyorum ta Cuma namazı sonrasına kadar. Çarşamba ve perşembe günleri canlı cenaze gibiyim. Ancak cuma namazı sonrası cemaat kapıma dayanıyor bu hoca öldü mü diye. Allahtan cuma namazını kıldıracak cemaatten yeterli kişiler var.

Zar zor kapıyı açıyorum. Durumu anlatınca onlar da üzülüyorlar.

O gün ikindi namazını biraz zorlanarak da olsa kıldırıp Allah'ın izni ile hayata yeniden dönüyorum.

Hulasaten doktor beyin dediği gibi oluyor. Kullandığım minicik bir hap ile kaşıntım gerçekten kökten çözülüyor. O günden sonra kaşınmaktan korkuyorum. Siz siz olun kaşınmayın yoksa cezası çok ağır olabiliyor.

Ama şunu anladım ki, doktor, hakim, hoca, öğretmen... Kimlere hizmet sunuyorlarsa onları güzelce ve yeterli şekilde dinlemeli. Hüküm, fetva ya da karar vermeden, teşhis koymadan ve tedaviye geçmeden önce konuyu gerçekten tam anlamalı.

Yoksa hizmet sunduklarımız cidden hapı yutarlar. Yanlış hapı yuttuktan sonra hayata dönemeyebilirler de.

Bu durumda asıl hapı yutanlar ise, aslında acele ile yanlış ve haksız karar verenler olur.

Allah bizi yanlışlardan ve haksızlıklardan korusun...

Allah daima yardımcımız olsun.

Elbette bizim kendileriyle gurur duyduğumuz, ailelerine hasret bir şekilde hastalarımıza hizmet sunan, salgınla mücadelede en ön safta çarpışan sağlık çalışanlarıma dualar ediyoruz. Bu mücadelede hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyoruz.

Tüm hastalarımız için Rabbimiz acil şifalar versin...

Bu yazı 219 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar